Yaren

Yaren
@mathildabrokenheart
“Bak Mathilda, insanlar için gözlerini feda etsen zaten kördü derler.”
Onu geri getirmeye çalışarak öptüm. Öptüm ve dudaklarımı dudaklarının üzerine kenetledim. Nefeslerimiz birleşti, gözyaşlarım tuz olup tenine karıştı. Kendi kendime, onun her bir zerresinin vücudumda özümsenip yutulacağını canlı ve ebedi parçalar haline geleceğini söyledim. Her bir parçamı onun üzerine kurmak istiyordum. Ona benden bir şeyler bırakmak istedim. Hissettiğim her hayat parçacığını ona vermek ve onu hayatta kalmaya zorlamak istiyordum.
Sayfa 471
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tüm bu zaman boyunca sessizce beni izledi; sanki her bir parçamı saklamak ister gibi.
Sayfa 471
“Hayatım boyunca geçirdiğim en güzel altı aydı,” dedim Uzun bir sessizlik oldu “Garip ama Clark, benim için de öyle oldu.” Ve o an birden kalbim kırıldı. Yüzüm buruştu, dinginliğimi kaybettim ve bedenim hıçkırıklarla sarsılmasını hissedeceğini umursamadan ona sımsıkı sarıldım. Bu his tüm bedenimi kaplamıştı. Kalbimi, midemi ve zihnimi parça parça ediyor, beni içine çekiyordu ve ben buna dayanamıyordum. Gerçekten buna dayanamayacağımı düşünüyordum.
Sayfa 469
Zaman yavaşlayıp durmuştu… sadece ikimiz vardık.
Sayfa 469
“Hey Clark,” dedi. “Haydi bana güzel bir şeyler anlat.” Pencereden dışarı, parlak mavi İsviçre Havasına baktım ve ona iki kişinin hikâyesini anlattım. Tanışmamış olmaları gereken ve tanıştıklarında birbirlerinden pek de hoşlanmayan, ama dünyada birbirlerini anlayabilecek yegâne Kişiler olduklarını fark etmiş iki kişinin hikâyesi. Onların maceralarını, gittikleri yerleri ve görmeyi hiç beklemediği şeylerle karşılaştıklarını anlattım. Ona sihirli sözlerimle şimşekler çakan gökleri ve parıldayan denizleri, kahkaha ve aptalca şakalarla dolu öğleden sonralarını hatırlattım. İsviçre’deki sanayi bölgesinden çok uzakta, hâlâ olmak istediği gibi bir insan olduğu dünyayı tasvir ettim. Benim için yarattığı, mucizeler ve yeni olanaklarla dolu dünyayı çizdim. Ona bir yarayı nasıl tahmin bile edemeyeceğim bir şekilde sardığını ve iyileştirdiğini anlattım. Sadece bu yüzden biler her zaman bir parçam ona borçlu kalacaktı. Konuşurken bunların ağzımdan çıkan en önemli sözler olduğunu biliyordum. Bunlar en doğru sözlerdi ve propaganda değildi. Fikrini değiştirmek için değil, ona saygı duyduğum için bunları anlatıyordum. İşte, ona güzel bir şeyler söyledim.
Sayfa 469