Ama bütün bunlara rağmen, sonumun böyle olmasını istemezdim. Bilemedim. Anlatacağım hikâye yaşanmadan az evvel ben; otuzla kırk arasındaydım, evliyle bekâr arasındaydım, sağ ile ölü arasındaydım. Düz, uzun ve ince bir çizgiyi andırırdı hayatım. Bir hastanın ölüm ânı gibi bir şeydi bu. Sanki ben bu uzun ve ince çizgi üzerinde, sonsuza kadar yürüme cezalısıydım.
Dünyamız güzel bir yer. İyice düşünülmüş. Tek kusur yüzlerimiz, kahrolası bedenlerimiz. Bir karınca bizden daha soylu atıyor adımlarını. Kırkayaklar hiç ses etmiyorlar. Oysaki insan şu iki ayağıyla paldır küldür, kaba. Ah tırtıllar. O eşsiz minik akordeonlar. Yılanlar... Biz felç geçirsek, yerde böyle kaygan yumuşak sürünebilir miyiz ki?