BİR SAADET
Ne bir kelime konuştuk,
Ne işaret çektik birbirimize,
Fakat gerçektir seviştiğimiz
Vapur kalkıncaya dek,
Gözgöze gelmekle sade.
Bir saadet gibi hatırlıyorum,
Yasemin kokusu ondan,
Teneffüsü benden,
Bir yaz akşamı,
Kandilli iskelesinde!
ÇOCUKLUK
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
NEDENDİR YARAB
Açtığımız her bahçede baharmış; doğru.
Hangi dala el atsak yemiş varmış; doğru.
Doğrudur en güzel dünyada olduğumuz;
Sanki şeytan tüyü var dağında taşında.
Fakat nedendir Yarab bu susuzluğumuz,
Suyu gürül gürül akan çeşme başında.
ÇARESİZ
Civcivli yerine düştüğüm halde
Bir kerre olsun olta atamadım.
Pul pul balıklarım kaldı hayalde;
Yaz geçti, çipuradan tadamadım.
Ne güler yüz kâr etti ne tatlı dil:
Çaresiz bıraktı beni bu sahil;
Karım kardeşim anam babam dâhil,
Hiç kimselere dert anlatamadım.
Es rüzgâr es!
Dönsün yeldeğirmeni!
Yelken rüzgarda yelken olur;
Bahar gelse gelse rüzgârla gelir.
Kadın raksederken güzeldir,
Bayrak dalgalandıkça,
Deniz köpürdüğü zaman,
İnsan ihtirasla yaşarken.