”Her sabah yeni bir manzara görecek gibi camlara koşup değişen hiçbir şey olmadığını görmek ne soğuk. Düşüp yuvarlanan bozuk paranın peşinden koşarken kelimelerin üzerine basa basa yürümek ne soğuk! Dizlerine kadar gömüldüğün karda yürümekte ne var! Boğazına kadar battığın kelimelerin içinde yüzmek ne soğuk!”
”Posta Kutusundaki Mızıka” unutulan mektubun kefaretidir, diyerek başlıyor ve “Sevgili Dost” diyerek devam ediyor kitap.. Dostumuzdan bize söylenecek sözler varmış; nasihat gibi ya da sadece içini dökmek gibi.. Ne kadar özlemişiz meğer dostan gelecek bir mektubu, dostum diyerek. Alıştık kısa mesajlar atmaya, alıştık üstünkörü konuşmaya. İhtiyaçtı oysa konuşmak, güvenmek, düşünülmek. Okudukça hatırladık, hatırlattık..
61 tane mektup okudum, sanki bana yazılmışçasına. Okuyun diyorum sanki size yazılmışçasına