“Ben seni…” derken sesim titremişti. Devamını getireceğim cümleyi içimden bir kez bile kendime itiraf edemezken Godwin’e nasıl söyleyeceğimi düşündüm. Gözlerimi sımsıkı yumarken aralık dudaklarıma çarpan sıcak nefesinden birkaç saat sonra mahrum olacağım beynimde zelzeleye dönüştü. Tüm bedenimi kastım. Taş gibi olan vücudumdan titreme sinyalleri yükselirken Godwin alınlarımızı ayırmadan ellerini kaldırıp belime koydu.
Sanki zorla birbirimizin kaderi olmak istiyor muşuz gibi…
Sessizdik, olmayacağımızı bildiğimiz gibi…
“Ben de seni…”
Godwin benim kurduğum iki kelimeye karşılık üç kelime ile karşılık verirken rahatlayan kalbim kadar vicdanımda artan azapla da yandım. İkimiz de cümlenin sonunu getiremeyeceğimizi biliyorduk, bildiğimizle kaldık…