Ya gözler, bakışlar? Eleuard, ‘Gözler konuşmaya başladığı zaman her şey susar,’ demiyor mu? Öff! Sıkıntılı konular! Bırak düşünmeyi, bu sıcak kumların tadını kaçırma.”
Aynı anda ortak duygular ancak iki etin birbirine dokunmasıyla başlıyor. Gidip bacaklarını okşaydım onu kendi duyarlığıma katabilirdim. Acaba? Güler'i öperken düşündüklerim neydi? Gene de ortak bir yanımız vardı. Özet: Duyarlık akımı ancak insan etinin değinmesiyle olabilir. Hava tanımlamasında başka bir değişiklik: Hava iletken değildir. Tam anlaşma mı istiyorsunuz? Öyleyse, haydi bakalım insanlar, aranızda hava boşluğu bırakmayın!
-Senin bir yerine sürtünmeden duramamam canını sıkmıyor mu? diye sordu.
-Hayır, hoşuma gidiyor. Kendimi… Neydi şu “öyle güzeldi ki” dediğin kızın adı?
-Güler.
-Tamam. Kendimi Güler’den daha güzel, daha çekici sanıyorum. Böbürleniyorum. Onu da beni öptüğün gibi mi öperdin?
-Yoo, onu ısırırdım. (Güldüler…)