Murat Can

Murat Can
@mcanyoldas
her şey sahte diye bağıracaksın günün birinde
Tanıştırıldıkları zaman, kendini beğendirme umuduyla, bir espri yaptı. Kız, kendini beğendirme umuduyla, bol bol güldü. Sonra ikisi de eve arabalarıyla yalnız döndüler, dosdoğru ileri bakarak, suratlarında aynı çarpıklıkla. Onları tanıştıran adam ikisini de pek sevmezdi ama sever gibi davranır, her zaman iyi ilişkiler kurması gerektiğine inanırdı. Kimse bilemez, sonuçta, şimdi biri biliyordu biri daha biri daha. David Foster Wallace
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
her şeyden vazgeçişim çok ani oldu tekrar öldürmek istemiyorum kimseyi aynı şeyleri tekrar etmek neye yararmış bunu düşündüm yakınmalarım bitsin diye lakin saygım var benim. keza karşılığı olsun isterdim sende ama olmadı ne yazık içimden en sonunda bir canavar çıktı. dünyayı fethetmek için tutuyordum, hep bu ben değildim. bu netti ve neticede ben hep aynı değildim istediklerim gözümü karartı… bir serseri olmak isteyişlerim "değişim varoluşuma sancı" her şey vaktinde doğrudur bense farklıyım kendi vaktimde, kimse olmaz yanımda sonunda kendime yaslanırım dik yürürüm ben artık bu sokaklarda..
hiç bilmediğim bir yerde uyandım bugün rüyamda bildiğim kelimeyi unuttum. unuttum kalktığımda kurduğum cümleyi şu dünya alıp götürüyor beni benden. kutsalım yaslandığım değerler oldu sevdiklerimin emekleri vardı çünkü içinde bunu hatırlamam şart bilmem gerekiyor. bilmem lazım unutmamam lazımdı eğer unurtsam yanılırdım yanılsam; "derinlerimde ben başkası olurdum" sense yine yanılmışsın hakkımda bir ben daha var görmediğin senin; sevdiği denizler, insanlar varmış bir ben daha var duymadığın; keşfedeceği aşkları olan bir ben daha var bilmediğin; onunmuş bu dünya. bir ben daha var dostlar sizin görmediğiniz benim içimde benden de öte tüm bu karmaşdan daha fazlası umutlarımı sakladığım kişi kendisi görmelisiniz onu dostlarım görceksiniz zaten emin olun
olmayacağın bir yarında, bugünden sevme beni. tüm servetim düne özlemimdir Gidişinle ayıklandım yalın yalnız kalmış farkına varamamışım, adem gibi var edene ihanet etmişim sanki… aldatmak ne saçmadır açıklamak ne ahmakça, susmak çare değil hiç. gözlerin hem nefretle bakıyor hem de şefkat, buna dayanmak çok acı bu hale gelmek ise rezillik affetmek yücelik, af dilemek ise ayıpmış. ben yine yutkunmadan uyudum kendimi diğerlerinden ayırdım başka bir hayatta gibi kalbim şimdi sınavda hangisinde son bulacak, hangi krizde? hangi madde de? hangi gece de durucak nefesim? nerde bırakmışım heveslerimi, hayallerimi kime armağan etmişim? bu koştuğum zamanı kim silmiş, kim beni en başa itmiş? dans ettiğimiz şarkıyı kimler hüzünle çalmış? anılardan arta kalan şu bakışıma ortak kim? sesini unutsam seslenişin aklımda, yüzünü unutsam gülüşün tüm unuttuklarım boşa
"Sevdiği birinin kendisinden nefret ediyor olduğunu kavrayan bir kimse nefret ile sevgi arasında beynamaz kalır. Çünkü bir nefretin hedefi olduğunu düşündükçe, karşılığında düşmanından nefret etmeye yönlendirilmiştir; ancak varsayımımız icabı, onu yine de seviyordur. Dolayısıyla bu kişi sevgiyle nefret arasında gidip gelecektir..." Ulus Baker