z e y n e ب

z e y n e ب
@mcnn21
﷽ °•. °•. °•. Sürdüğün iz, âkıbetindir.. 17.03.2019 **Evli
Eşari'nin Beyhaki tarafından aktarlan ve sübutu sahih alan bir sözünü gördüm, bu söz benim çok hoşuma gitti. Serahsi şöyle anlattı: "Bağdat'taki evimde Eş'ari'nin vefat anı yaklaştığında beni çağırdı. Yanına gittim. Bana şöyle dedi: "Şahidim ol ki, ben kıble ehlinden hiç kimseyi tekfir etmem. Çünkü herkes tek bir mabuda işaret etmektedir. Bütün bu ihtilaflar, ibarelerin farklılığından kaynaklanmaktadır. Ben derim ki: Bu, benim de inandığım görüştür. Son günlerinde üstadımz Ibn Teymiyye'nin de görüşü böyleydi. O şöyle diyordu: Ben ümmetten hiç kimseyi tekfir etmem. Allah Resulü Sallalahu aleyhi ve sellem "Abdestli kalmaya ancak bir mü'min devam eder." buyurmuştur. Öyleyse kim abdesti olarak namazlarına bağlı kalırsa o Müslümandır."
Sayfa 341
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben derim ki: Bid'atler, Leys, Mâlik ve Evzái döneminde sönükken, sünnetler açık ve yaygındı. Ahmed b. Hanbel, Ishak b. Rahîye. Abdulkasim b. Selâm döneminde ise bid'atler açığa çıktı ve ehli hadis büyük İmtihanlara tabi tutuldu. Zira heva ehli devletin destegini alinca başını kaldirdi ve bu yüzden Alimler Kitap ve sunnet yoluyla onlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Daha sonra bu durum ilerledi. Selef alimlerimiz onlara karşı aklî delillerle de mücadele ettiler. Cidal uzadı, tartışmalar şiddetlendi ve şüpheler çoğaldı. Allah'tan selamet diliyoruz.
Sayfa 333
"...Çünkü kalpler zayıftır, şüpheler ise yaman ve fırsatçıdır"
Abdullah b. Amr şöyle demektir Allah Resülu sallallahu aleyhi ve sellem'e yeni hicret etmiştim. Allah Resulu, bir ayette ihtilafa düşüp tartışan iki adam sesini duyunca, dışarı çıkıp yanımıza geldi. Ofkesini yüzünden okuyabiliyorduk. Şöyle buyurdu: -Dikkat edin! Sizden oncekileri, sadece ve sadece kendilerine vahyedilen kitaplarda ihtilafa düşmeleri helak etmiştir " (Muslim, ilim 2) Sahih olan bu hadis, Kur'ánda cedellesip ihtilafa düşme haram olduğuna delalet etmektedir. Halbuki Allah Resulu nin sallallahu aleyhi ve sellem, ihtilafa düştükleri hadisi izah edip hakkın ne oldugunu onlara gösterebilir ve onlardan hangisinin doğruya isabet ettigini belirtebilirdi. Fakat bunun yerine cedel ve ihtilaf kapısıni kapattı. Eğer tartıştıklari meselenin izahı, genellik arz etseydi Allah Resúlu sallallahu aleyhi ve sellem onu mutlaka izah ederdi. Bu demek oluyor ki, onun ümmetine soyleyip tefsir etmedigi ve sahábenin de açıklamasını sormadıklari ve kendilerinden sonrakilere de tefsir etmedikleri nassların kiraatlari onların tefsiridir. Onların lafızları üzerine ne fazladan bir şey söylenir ne de onlar araştırılır. Zehebi, Siyeru A'lami'n-Nübelâ, XII, 220
Sayfa 283
Şeyhulislam Ibn Teymiyye şöyle demiştir: "Bir mü'min, Allah için dostluk ve düşmanlık yapmakla yükümlüdür. Eğer bir mü'min varsa, onunla dost olmalı ve o, kendisine zulmetse bile dostluğuna son vermemelidir. Çünkü zulüm, imani dostluğu kesmeye sebep teşkil etmez. Nitekim Yüce Allah 'Eğer mü'minlerden iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin" buyurmuş ve yapılan savaşa ve zulme rağmen mü'minleri kardeş diye nitelendirip aralarını düzeltmeyi emretmiştir. Mü'min kişi şunu iyi düşünüp özümsemelidir. Bir mü'min sana zulmetse de ona dost olman ve bir kâfir sana ihsanda bulunup iyi davransa da ona düşman olman vaciptir. Muhakkak ki Allah, -O bütün noksan kusurlardan münezzehtir- peygamberler göndermiş ve kitaplar indirmiştir ki, dinin tamamı onun olsun, O'nun dostlarına dostluk, düşmanlanna düşmanlık yapilsın ve ikram ile sevap dostlarına, zillet ile ceza da düşmanlarına verilsin. Bir insanda hem hayır ve şer hem günah ve taåt, hem de masiyet ve sünnete uymak gibi nitelikler varsa o, kendisindeki hayır miktarınca dostluk ve şer miktarınca da düşmanlık ve cezayı hak eder. Bir insanda ona ikram etmeyi gerektiren niteliklerin yanında onu alçaltmayı gerektiren nitelikler de bulunabilir. Hırsızın durumu gibi. O, hırsızlık yaptığı için eli kesilirken, muhtaç durumda kaldığı için beytülmaldan kendisine maaş tayin edilir. "
Sayfa 237