"Ben en parlak olanım, unuttun mu? Kendin söylemiştin."
Güldü, sonra beni şefkatle bir kez daha öptü. Ardından gün geceye dönene kadar -tıpkı görünmez sabah yıldızlarının altında yaşarken yaptığı gibi- beni sımsıkı sardı.
O an anladım, biz bir ömürlük dikilmiş iki parçalı bir kıyafet gibiydik. Dikişlerimiz sökülemezdi.
Sökülmelerine izin vermeyecektim."
"Ve seni kazanacağım. Güneş ve ay bütün yıl yalnızca bir gün görüyorlar birbirlerini. İster bir saat olsun ister bir gün - hiç olmamasındansa o kadarcık zamanda seninle olmayı tercih ederim."
"O her zaman dinler ama belki burada, çocuklarının arasında daha dikkatli dinler." Gitmeden önce omzuma dokundu. "Büyücünle barış. O seni çok seviyor."