Sonra kendi bileğimdeki ve Edan'ın bileğindeki kırmızı iplere baktım.
Asırlık yıldız yağmurlarıyla ayrılmış bir sığır çobanın oğluyla basit bir dokuyucunun birbirlerini bulması hayret vericiydi. Edan büyücülük yeminini etmemiş olsaydı ve ben önümde uzanan yoldan çıkıp saraya gitmeye cesaret etmeseydim hiç tanışamayabilirdik. Tarih bizi nasıl hatırlarsa hatırlasın, bizi ister senede yalnız bir kez görüşebilen güneşle aya ister yıldızların dokunduğu sıradan biri oğlanla kıza benzetsin, kader ağlarını bizi bir araya getirmek için örmüştü.
Diğer ucunu nihayet bulduğum için memnuniyet duyarak kırmızı ipe dokundum.
Hikayem bitmişti. Belki de kadar gelecekte benim için yeni bir büyü saklıyordu. Amaa şimdilik, sevdiğim çocukla birlikte bir tık kız denizde öylece sürüklenmekten memnundum.
"Dramatik bir giriş yapmak isterdim," diye yanıtladı Edan. "Ne bileyim, eskiden olduğu gibi pencerenden uçarak girmek ya da gökyüzüne binlerce kuş çağırıp adını yazdırmak gibi."
"Ama?"
"Ama o zaman bunu yapamazdım." Eğilip beni öptü.