Pervin

Pervin
@mea_culpaa
𝘮𝘰𝘯𝘢𝘤𝘩𝘰𝘱𝘴𝘪𝘴
Sınıf Öğretmeni
Yüksek Lisans
asteroid b-612
Elazığ, 30 Aralık
221 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Türkiye’nin münhasır egemenlik sahasında milli sembollerin 'provokasyon' parantezine alınması, hukuki bir ihlalden öte, toplumsal bir etik erozyondur. Cumhuriyet’in üniter yapısı, milli şuur ve devlet geleneği; rölativist bir ilericilik anlayışıyla tartışmaya açılacak nesneler değil, devletin varlık sebebini oluşturan ontolojik sabitelerdir. Bu değerleri muhafaza etmek, demokratik olgunluğun temel şartıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve toplumsal hafızada derin bir yara açan okul saldırısı, sosyolojik literatürde "sosyal çürüme" olarak tanımlanan kolektif bir erozyonun en somut ve trajik projeksiyonu olarak okunmalıdır. Sosyal çürüme; bir toplumun ahlaki pusulasını kaybetmesi, kurumsal denetim mekanizmalarının işlevsizleşmesi ve bireyler arasındaki temel güven bağının kopmasıyla karakterize edilen sistematik bir çözülme sürecidir. Maraş’taki hadise, eğitim kurumunun "güvenli alan" vasfını yitirmesi ve şiddetin 14 yaşındaki bir çocuk nezdinde meşru bir ifade biçimine dönüşmesiyle, kural tanımamazlık ve normsuzlaşma krizini açıkça ortaya koymaktadır. Toplumsal doku, şiddeti bir "sorun çözme yöntemi" olarak içselleştirdiğinde, ailenin pedagojik rehberliği ve okulun rehabilite edici gücü zayıflamakta; yerini derin bir nihilizm ve agresyona bırakmaktadır. Gerçek bir toplumsal iyileşme, sadece polisiye tedbirlerle değil, çürümeye yüz tutmuş normatif yapının kökten restorasyonuyla mümkündür.
İnsan beyninde karar verme, dürtü kontrolü, sonuçları öngörme ve gerçekle kurguyu ayırt etme yetilerini yöneten prefrontal korteks (ön beyin), gelişimini en son tamamlayan bölgedir. Atasoy, bu bölgenin gelişiminin yaklaşık 21 yaşına (bazı durumlarda 25'e kadar) sürdüğünü belirtir. Bu yaşa kadar "fren mekanizması" tam oturmadığı için, beynin şiddeti bir çözüm yolu olarak kodlaması çok daha kolaydır. Atasoy, çocuk ve gençlerin beynini ıslak çimentoya benzetir. Bu evrede izlenen veya oynanan şiddet içerikli unsurlar, beyinde kalıcı izler bırakır. Yetişkin bir beyin şiddeti "eğlence" veya "kurgu" olarak filtreleyebilirken, gelişimini tamamlamamış bir beyin bu görüntüleri birer öğrenme modeli olarak kabul edebilir. Şiddet içerikli sahnelerin sürekli izlenmesinin, bireyi gerçek hayattaki şiddete karşı duyarsızlaştırdığını savunur. Atasoy’a göre, 21 yaşına kadar bu unsurlara yoğun maruz kalmak; empati yeteneğinin azalmasına ve şiddetin "normalleşmesine" neden olur. Atasoy, özellikle şiddet içeren video oyunları hakkında çok tartışılan şu tespiti yapmıştır: "Bilgisayar olan her evde bir keskin nişancı yetişebilir."
Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmâl ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder. - Turgut Cansever