Acı çekiyor ve sinirleniyordu, acı çekiyor ve düşmanca bir tavır takınıyordu, acı çekiyor ve küçümseyici bir şekilde konuşuyordu, acı çekiyor ve hiçbir esneklik göstermez oluyordu. Yeni hayatımızın her günü onun için şöyle bir sınav halini almıştı: Ben o eski uysal kişi değilim, dediklerime uymayacaksan çek git.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Günün birinde bana değil de, kendi sıcağının bende yarattığı etkiye aşık olduğunu fark edecek, benim sadece kaygılı bir adamcağız olduğumu anlayacaktı. Ne olduğunu gördükçe, başkalarına karşı daha çok çekim hissedecekti.
"Canını çok fazla yakıyorum ve buna başka türlü tepki veremiyor."
"Çok sevimsiz bir şekilde tepki veriyor," diye haykırdı arkadaşımın karısı.
"Sevimli bir şekilde acı çekmek zor."
İnsanın kendine bir parça özgürlük tanıması, diyordum kendi kendime, bu kadar mı zor olur? Niye bu kadar geri kalmış bir ülkede yaşıyoruz? Daha gelişmiş ülkelerde neden her şey daha az acıklı oluyor?
Kentlerimiz hayvan yetiştirme çiftliğidir; ailelerimiz, okul ve kiliselerimiz çocuklarımızın mezbahasıdır; kolej ve üniversiteler mutfaktır. Yetişkin olduğumuz zaman bizler, evlilikte de, işte de, bu mutfağın ürünlerini yeriz.