İnsanlığın altın çağı olan Hazreti İsa’dan önceki 4. yüzyılda, bütün medeniyetlerde insan, hem Allah’ı kalbinde taşıyan biri, hem de bütün tabiatın bir özeti mahiyetindeydi.
Doğu'ya nispetle Batı'nın gerçek durumu gövdeden kopmuş bir dalın durumudur… bir farklılık şema halinde belirtilmek istenseydi…İkisi de bir eksenden çıkan ve birbirinden uzaklaşan iki çizgi çizmek gerekmez, aksine Doğu, eksenin kendisi olarak belirlenir; batı ise, gövdeden ayrılan bir dal misali, bu eksenden çıkan bir çizgi şeklinde gösterilirdi.