Şimdi size toplumumuzdaki en büyük yanılgıyı söyleyeyim. Eşinden ve evliliğinden şikâyetçi olanlara yaklaşırken; "Seni dövüyor, sövüyor mu? İçip içip eve mi geliyor? Evine bakmıyor mu? Başka bir kadına mı gidiyor? Yemek mi yapmıyor? Sana hanımlık ya da kocalık etmiyor mu? Namusuna halel mi getiriyor?" gibi sorular soruluyor. Verilen cevap hayır olunca " Eee daha ne istiyorsun sen de!" diye çıkışılıyor genelde. Evlilikte zaten OLMASI gereken davranış hâl ve hareketler 'lütuf' gibi gösterilirse olacağı bu işte.
Zaten şiddet olmamalı! Zaten aldatma olmamalı! Zaten kadın da erkek de vazifesini yapmalı! Bunların olması evliliğin tamam olduğu anlamına gelmez ki! Evlilikte yukarıda bahsedilenlerin üzerine asıl bütünlük sağlayacak, karı kocayı tamamlayacak olan;
" Konuşabiliyor musunuz? Seni anlıyor mu? Aynı dili konuşabiliyor musunuz? Birbirinizle vakit geçirip bundan haz alıyor musunuz? Birlikte ağlayıp birlikte gülebiliyor musunuz? Birbirinize bakınca birşey olmuş, canı birine ve olaya sıkılmış diye fark edebiliyor musunuz? " gibi sorulara verdiğiniz cevaptır. Bunların çoğuna cevabınız evet ise evliliğinizde zihin ve yürek birliği var demektir.
Zihin ve yürek birliği var ise; eşler birbirine alışmış ve artik güvenli limanı haline gelmiş demektir.