İnsan tabiatının, diye devam ettim, sınırları var: sevinç, üzünç, acıları bir ölçüye kadar kaldırabilir ve bu aşılırsa, mahvolur. Yani sorun burada, birinin zayıf ya da güçlü olması değil, acısının ölçüsüne dayanıp dayanamayacağıdır
Tartışmayı kesecektim; zira bütün kalbimle konuşurken, birinin böyle anlamsız bir boş sözle karşıma çıkması kadar hiçbir gerekçe beni böyle çığrımdan çıkarmaz.
Siz insanlar, diye çıkıştım, bir şey söylemek için, hemen ağzınızı açarsınız: bu ahmakça, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü! Ne demek oluyor bunların hepsi? Bunun için bir faaliyetin iç ilişkilerini mi araştırdınız? Niçin meydana geldi, niçin meydana gelmek zorundaydı, bunun temelindeki sebepleri kesinlikle ortaya çıkarabiliyor musunuz? Bunu yapsaydınız, yargılamakta bu kadar aceleci olmazdınız.