Sene 1999;
O zamanlar lisedeyim. E haliyle biraz hayatın heyecanı var üzerimde. Aile baskısıyla seçtiğim meslek lisesinin elektrik bölümünü okuyacaktım. Okulun ilk günü, Sınıfımızda güzeller güzeli bir ay ışıltısı vardı. Hoş, tek kız da oydu aslında. Hala düşünürüm acaba yerinde başkası olsa aynı hisleri hisseder miydim? İlk kez gördüğümde kendi kendime kafama koymuştum. Ben bu kıza bir şekilde yarenlik edecektim. Günler günleri kovaladı, her yönden hayatımın tadını kaçıran bu okulun tek, hayatımı devam ettirmeye yönelik en iyi umudum olan şey için okula gidiyordum. Sonra o gün geldi, boktan okulun boktan atölyesinin kuytu bir köşesinde bize verilen temrini yapmaya çalışıyordu. Yanına gittim, sustum ve sadece izledim. Yaptığı hatadan dolayı birden küçük bir elektrik şokuyla karşılaştı. Hemen sigortayı kapattım ve revire götürdüm. Siz burada durun biz doktor çağırıcaz demişlerdi. Beklerken sürekli göz göze geliyorduk ve içten içe birbirimize gülümsüyorduk. O gün birbirimize sahip olduğumuz hislerin ilk kez bu kadar derin olduğunun farkına varmıştık sanırım. Kaderin çarkı; aynı günün akşamında kardeşim hastalanmış, annem beni nöbetçi eczane aramaya göndermişti. Bize en yakın nöbetçi eczaneye gittim ve uçsuz bucaksız sırayı beklerken önümde onun olduğunu gördüm. Yine sadece birbirimize bakıp gülümsüyorduk. O gün orda birden aklıma dank etti, tabi o zamanlar öyle flörtleşme, takılma gibi saçma sapan şeyler yok jargonumuzda. Direk sordum, “vizyonda çok güzel bir film varmış, bana da arkadaşım söyledi.” diye gevelerken yine dünyayı durduran gülümsemesini takındı suratına. “Tamam” dedi. Gece uyuyamamıştım ertesi gün okula kalkamadım. Okul çıkışında diye sözleşmiştik. Kalktığımda saat öğleden sonra 3'tü. Okul tam 1 saat önce bitmiş, hemen giyinip koşa koşa. Reks’in önünde