Bir bakmaya gelmiştim, hem bir selam vereyim dedim. Fazla durmayacağım, geçiyordum zaten; kitaplarım ve yazacaklarım beni bekliyor. Gelirim elbet. Belki başka zaman.
Modern Batı önce Tanrı'yı merkezin dışına itti, sonra insan aklını merkeze koydu. Postmodern dönemde bu kez aklın kendisi de dağıldı. Bugün artık merkezsiz, yönsüz ve sınırları belirsiz bir düşünce sistemiyle karşı karşıyayız. Bunun sonucu ise büyük bir nihilizmdir, yani mananın çözülmesi, Bu yüzden çağımızın insanı çok şey biliyor ama neden yaşadığını bilmiyor. Çok konuşuyor ama ne söylediğinden emin değil. Çok tüketiyor ama huzur bulamıyor. Kur'an-ı Kerim ise insanı yeniden merkeze değil, hakikate bağlar. Çünkü İslâm'da insan mutlak ölçü değildir; hakikatin muhatabıdır. Bu çok önemli bir farktır.
Tekno-modern insanın problemi, inanmaktan önce bakmayı unutmuş olmasıdır. Çünkü post-truth çağ, insanın hakikatini, rikkatini ve dikkatini parçaladı. İnsan artık hakikati tefekkür edecek derinliği kaybetti. Her şeye dokunuyor ama hiçbir şeye nüfuz edemiyor.
Çağımızın en büyük trajedisi, insanın yalnızca yolunu kaybetmiş olması değildir; kendi âyetini de kaybetmiş olmasıdır. Tekno-modern insan artık göğe bakmıyor, toprağı dinlemiyor, sessizliği duymuyor. Her şeyin içinde ama hiçbir şeyin farkında değil. Bilginin ortasında fakat hikmetten tamamen uzak.