Mehmet Kazar

Bir bakmaya gelmiştim, hem bir selam vereyim dedim. Fazla durmayacağım, geçiyordum zaten; kitaplarım ve yazacaklarım beni bekliyor. Gelirim elbet. Belki başka zaman.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O zamanlar yaşadığımız ilçe küçük olduğu için sokak ışıkları çok azdı. Çoğu yerlerde ışık yoktu. Bu sebeple geceleri gökyüzünü şimdiki gibi şehrin ışıkları kaplamıyordu. Samanyolu Galaksisini rahatlıkla görebiliyorduk. Gökyüzü kum saçılmış gibi yıldızlarla dolu. Annem Samanyolu Galaksisine; "O gökteki yoldur." derdi. Nasıl bir yol ki anlamıyordum. Kimler o yolda yürüyor?
Çocukluğumda yaz aylarında hava aşırı sıcak olduğu için geceleri evlerimizin damlarında yatardık. Bilenler vardık belki aranızda. Yatmadan önce uzunca gökyüzünü seyrederdim. Yıldızlar ne kadar da çok, boş yer yok. Hep düşünürdüm; tüm bu yıldızlar nasıl oradalar, neden oradalar, kim tutuyor onları, kim yerleştirmiş onları göğe? Göğü yapan kim? Yıldızları göğe takan kim? Hayretle bakar, çocuk bakışıyla yaratıcıyı düşünürdüm.
Belki de bütün mesele yeniden bakabilmekte gizli... Yeniden göğe bakabilmekte, yeniden bir ağacı fark edebilmekte, yeniden Kur'an-ı Kerim'i diri bir hitap olarak okuyabilmekte ve bu çağın büyük karanlığı içinde hâlâ bir âyet arayabilmekte...
...bugün insanlığın yaşadığı kriz, yalnızca ekonomik veya siyasi değildir; daha derin bir varlık, yani ontolojik krizidir. İnsan ne olduğunu unutmaya başladı. Teknoloji büyüdü ama insan küçüldü. Malumat arttı ama hikmet azaldı. Kalabalıklar çoğaldı ama yalnızlık derinleşti.