Çağımızın asıl problemi bilgi eksikliği değil, anlam eksikliğidir. Bugünkü dünyayı büyük bir "dijital çöl"e benzetiyorum. İnsanlar ekranların ışığında birbirlerine çok yakın görünüyor ancak ruhen birbirlerinden hiç olmadığı kadar uzaklar. Herkes konuşuyor fakat kimse gerçekten duymuyor. Herkes görünür olmak istiyor ama kimse kendisini tanımıyor. Tekno-modern çağın en büyük yanılsaması da budur: Simülasyonu hakikatin yerine koymak ve gerçeğin değil, görüntünün peşinden gitmek. Kur'an-ı Kerim ise insanı sürekli hakikate çağırır, yani görünenin arkasındaki manaya. İslâm'ın "kıble" anlayışı da yalnızca coğrafi bir yön değildir. İnsan kalbinin yöneldiği yer, onun gerçek kıblesidir. Eğer kalp sürekli dünyaya, tüketime, gösteriye, dijital hazlara yönelmişse zamanla kıblesini kaybetmeye başlar.