Annemiz bize, "Canlarım. Aşklarım. Mutluluğum. Tapınacak bebeklerim" derdi.
Bu sözcükleri hatırlayınca gözlerimiz doluyor. Bu sözcükleri unutmalıyız, çünkü artık kimse bize böyle şeyler söylemiyor, bu sözcüklerin anısı da taşınamayacak kadar ağır.
Bize vurduğunda, "Daha da Anneanne " diyoruz. "Kutsal kitapta söylendiği gibi, öbür yanağımızı da uzatıyoruz. Öbür yanağımıza da vurun Anneanne.."
"Sizin de, Kutsal Kitabınızın da,yanağınızın da yüzünü şeytan görsün!"
"Bazı anne babalara çocuklarının öldüklerini söylemişsin. Niçin bunu yaptın?"Hoşlarına gitsin diye."
"Neden?"
"Çünkü insanlar çocuklarının ölümünü sakat olmalarına yeğler."
"Bunu nereden biliyorsun?"
"Biliyorum işte, o kadar"
Yaşlı kadın başka bir soru sordu: "Antiente baban gelip seni görmedikleri için mi yapıyorsun bunu!
Okumayı yazmayı kesmişti. Sanırım çok az yemek yiyor, hiç uyumuyordu. Odasının ışığı bütün gece yanıyordu ama odasında değildi. Şehrin ıssız sokaklarında, mezarlıkta dolaşıyordu. Uyumak için ideal yer, diyordu, insanın sevdiği kişinin mezarıdır.