mehvâ

Uzun uzun baktı su damlatan havaya ... Görebilseydi eğer kendisinden başkasını, bakışlarını ondan ayırmayan bir kızı severdi. Unuturdu zambaklarla kasımpatılar arasında koşan geyikleri... Zeki olsaydı birazcık daha kırardı aynasını Ve görürdü ne kadar da başkaları gibi olduğunu ... Bir efsaneye dönüşmezdi özgür olsaydı eğer
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey aşk! Nesin sen? Ne kadar kendinsin Ve ne kadar değilsin? Ey aşk! Estir üzerimize Gök gürültülü fırtınalarını Ki görünsün arzuladığın gibi Göksel olan, bedenimizde
Ben kimim ki söylüyorum Bütün bunları size? Ne suların cilalayıp Yüze dönüştürdüğü bir taşım Ne de rüzgarların delip Neye dönüştürdüğü bir kamış ...
Yağmur yağıyor ve bazı tahtalar vardır Suyun içinde gürül gürül yanan Siz bilmezsiniz Size anlatmakta istemem... Sezai Karakoç