Burada Haçlılara dönük bir parantez açmak gerekir. Çünkü bu konuda bildiklerimizi düzeltmek zorundayız. Sanıyoruz ki Haçlılar, gittikleri yere kültür ve uygarlık taşırlar. Buralara baktığımızda, pek de öyle olmadığı anlaşılır. Çünkü buradaki Haçlıların günlük hayatında önemli bir değişiklik olmamıştır. Temizlik alışkanlıkları, mutfak kültürleri değişmemiştir. Joshua Prawer' in bu konudaki incelemelerine bakıldığında, bu durumun Antakya ve Mora için de geçerli olduğu görülecektir. Haçlılar gittikleri yerlere bir şeyler götürmekten çok, oralardan bir şeyler almışlardır. Tabii ki yağmalayarak. Yaşamlarındaki kültürel kalıplar değişmemiştir... Haçlılık, Endülüs' te Güney İtalya' da, Sicilya' da gerilemeye başlayan, Girit' i ve Antakya'yı kaptıran Arap Müslümanlarının yediği son darbedir. Buradan sonra, Ortadoğu' da yeni bir kuvvet olan Türkler, Haçlı Seferleri' nin yarattığı dağıtıcı ve bozguncu havayı düzeltmek için yeni bir fütuhata ve direnişe geçeceklerdir. Onun içindir ki 13. asırdan sonra bütün Ortadoğu' da bir Türk ağırlığı hissedilmeye başlanmıştır.