Tevrat’ın Hanîn bölümünde şunları okudum:
“Ey kulum, benden haya etmiyor musun? Yolda giderken sana arkadaşlarının birinden bir mektup gelse, hemen onu okumak üzere oturur ve bütününü anlayayım diye, onu cümle cümle düşünerek okursun. İşte bu, benim sana gönderdiğim kitabımdır. Bak ondan ne kadarı sana ulaşmış, onu ne kadar tekrar ettin? Halbuki sen, onun uzunluğu ve genişliğini düşündün, sonra ondan yüz çevirdin. Peki ben, sana bir arkadaşından daha sevimli değil miyim? Ey kulum, sana bir arkadaşın geldiğinde, bütünüyle ona yönelir, kendisine kulak verirsin; bu arada bir kimse konuşsa veya seni meşgul etse, hemen ona “sus” diye işaret edersin. İşte ben, kelamımla sana yöneliyor, seninle konuşuyorum. Oysa sen kalbinle, düşüncenle benden yüz çeviriyorsun! Demek ki, beni arkadaşından daha basit görüyorsun?”