Burası güzel, şurası kusurlu; şu huyu fena, bu tarafı iyi!" gibi tavsiflerle¹ akademik ve moral herhangi bir tetkikten geçirmek asıl âşığın işi değildir; asıl âşık ne ötesini ne berisini ne umumi heyetini² ne manevi hayatını sever, sevgilisini sevmeyi, bu haleti sever.
Söz, meselesini tevil ederdi.
Lâkin sese hükmetmek fikrimize hâkim olmaktan güçtür; ses de göz gibidir, istiklâline düşkündür, riyaya zor katlanır ve yalancı şehitliğe az yarar.