Merhaba kuşlarım
Direkt anlatıyorum.
Kızımız oyuncu olmak istiyor ama gözlerinde hasar olduğu için ameliyat olmak zorunda. Ameliyat olduğunda kısacık bir vakit refakatçısı yok. O kısacık vakitte koridora çıkıyor ve biriyle çarpışıyor. Kokulara hassas olan bu kız adam parfümü kokusunu beğeniyor ve bir tanışma başlatıyorlar. Kızın gözleri görmediği için adamı görmüyor ama adama karşı içinde hisler oluşuyor. Adamla bir kahve içiyorlar ama o adamı hala görmüyor ve daha sonra adam gidiyor. Üstünden yıllar yıllar geçiyor kızımız oyuncu oluyor ve bir gala için otelde kalıyor. Otelde kaldığı o gece odasına birisi saldırıyor ve saldırgandan sonra odaya birisi girip onu kurtarıyor. Kadını kurtaran adam kadını eve götürüyor ve güvende olana kadar bekliyor. Daha sonradan kadın adamın onun kişisel güvenliği olmasını istiyor. Adam da bunu kabul ediyor. Gel zaman git zaman kadın bu adamdan hoşlanmaya başlıyor. Adam da aynı belirtileri gösteriyor. Ama bir sorunumuz var. KADIN AMELİYATLIYKEN KOKUSUNU ALDIĞI O ADAMI UNUTAMIYOR..
Şimdi olayları hızlandırıyorum sonuca bağlıyorum. Bu adam aslında kızın ameliyatlıyken tanıştığı adam. Adam kızı ünlü olunca tanıyor ve izini hiç kaybetmiyor. O gidiyor otelde olması tesadüf değildi ve kadını kurtarması da tesadüf değildi. Kadının onu hatırlamasını beklediği için kokusundan anlamasını beklediği için ona kendisine açık etmiyor ve farklı bir kılıkta yanına yaklaşıyor. Yani güvenlik olarak. Kitabın sonunda kız bunu öğreniyor ve bu şekilde bitiyor devamında ne yapacakları diğer kitapta belli olacak.
.
Daha önce işlenmemiş bir senaryo ama yine de ilgi çekmeyecek bir konu.
Okuyacaklara keyifli okumalar.Sağlıcakla kalın...
Merhaba kuşlarım
Önceki kitabın sonunda birisi vuruluyordu ve o şekilde bitiyordu.
Vurulan kişi başrol Nilperi'ymiş.
O vurulunca herkese bi drama yükleniyor. Küs olanlar barışıyor felan.
Of cidden hiç anlatılacak bir kitap değil şuan boşa zaman kaybediyor gibi hissediyorum. İlk başta gerçekten çok mantıklı bir kitap, çok mantıklı bir senaryo gibi gelse de asla öyle olmadığını anladım.
Bir kere onu nasıl bomboş bir finaldir ya..
Çok merakla beklediğim kitabı finali.. öf çok kötü..
Kızımızın babası sandığı kişi gerçek babası değilmiş, sonra belki babası onu kabul eder diye onunla görüşüyor sonra babası onu öldürmeye çalışıyor.. kızımızın sevgilisi babasını vuruyor sonra gemiye biniyorlar kaçıyorlar.. AL SANA FİNAL!!
ALLAH'IM AL BENİ KURTAR -_-
.
Okumayın kardeşim, O-KU-MA-YIN.
Okuyacaklara keyifli okumalar.Sağlıcakla kalın...
Kış GüneşiZeynep Sey · Athica Yayınları · 2025162 okunma
Merhaba kuşlarım
Veronika, Slovenya’nın Ljubljana(???) kentinde yaşamaktadır. Dışarıdan bakıldığında hayatında her şey yolunda gibi duruyordur.. gençtir, güzeldir, işi vardır ve düzenli bir hayat sürmektedir. (ZATEN BENCE HER SEY YOLUNDA GİDİYOR) Ancak Veronika, hayatın tekdüze olduğunu, her günün bir öncekine benzediğini düşünür. Artık yaşamaktan zevk almadığı için ölmenin daha anlamlı olduğuna inanır.(??)
Veronika, çok sayıda uyku hapı içerek intihara teşebbüs eder. Ölmez, ancak bilincini kaybeder ve Villete akıl hastanesine yatırılır. Doktorlar, kalbinin ciddi şekilde zarar gördüğünü ve yalnızca birkaç gün ömrü kaldığını söyler. Bu haber Veronika’yı önce şaşırtır, sonra korkutur. Aslında ölmek isterken, şimdi yaşamak için zamanı çok azdır.
Hastanede kaldığı süre boyunca Veronika, farklı ruhsal sorunları olan insanlarla tanışır. Bunlardan biri, şizofreni teşhisi konmuş olan Eduard’dır. Eduard, gerçek dünyadan kopuk ama iç dünyası zengin bir gençtir. Veronika, onunla konuşurken kendini daha özgür ve rahat hisseder. Ayrıca hastanede kalan Zedka adlı bir kadın sayesinde korkularıyla yüzleşmeyi, Mari adlı eski bir avukat sayesinde de bastırdığı hayallerini hatırlamayı öğrenir.
Veronika’ya ömrünün az kaldığını düşünmek, onun hayata bakışını tamamen değiştirir. Artık başkalarının beklentilerini önemsemez, içinden geldiği gibi davranmaya başlar. Daha önce yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapar, duygularını açıkça ifade eder ve piyano çalarak kendini özgür hisseder. Yaşamın küçük anlarının aslında ne kadar değerli olduğunu fark eder.
Romanın sonunda büyük bir gerçek ortaya çıkar: Veronika’nın kalbi aslında kalıcı bir hasar almamıştır. Doktor Dr. Igor, hastalarına yaşamın değerini göstermek için Veronika’ya bilinçli olarak böyle bir yalan söylemiştir. Veronika bu
Merhaba kuşlarım
Paris’te yaşayan ve toplum tarafından dışlanan bir kadın Marguerite, zengin erkeklerle birlikte olan (para karşılığı ile tabiki), gösterişli davetlere katılan ve lüks bir yaşam süren güzel bir kadındır. Kamelya çiçeklerini çok sevdiği için "Kamelyalı Kadın" diye anılır. Ancak dışarıdan güçlü ve mutlu görünse de ağır bir hastalığı vardır ve içten içe yalnızdır.
Marguerite, bir gün Armand Duval adlı genç bir adamla tanışır. Armand, Marguerite’e diğer erkeklerden farklı davranır; onu gerçekten sever ve önemser. Zamanla ikisi arasında samimi ve derin bir aşk başlar. Marguerite, Armand sayesinde ilk kez gerçek sevgiyi tadar ve onunla birlikte sade, huzurlu bir hayat yaşamak ister. Bu yüzden eski yaşamını ve alışkanlıklarını bırakmaya çalışır. (Metreslik veya seks işçiliği.. her ne derseniz)
Ancak bu aşk uzun sürmez. Armand’ın ailesi, özellikle babası, Marguerite’in geçmişi nedeniyle bu ilişkiye karşı çıkar. Ailenin toplum içindeki saygınlığının zarar göreceğini düşünen baba, Marguerite’yeArmand’dan ayrılmasını söyler. Marguerite, Armand’ın geleceğini(?) ve mutluluğunu düşünerek büyük bir fedakârlık yapar. Gerçeği söylemeden, onu artık sevmediğini söyleyip kandırarak Armand’ı terk eder.
Armand, bu ayrılığın nedenini bilmez, anlayamaz ve Marguerite’in kendisini aldattığını düşünür. (Eski işine geri döndüğünü) Bu yüzden ona karşı kırıcı ve acımasız davranır. Marguerite ise hem hastalığıyla hem de yalnızlığıyla mücadele eder. Zamanla sağlığı iyice kötüleşir ve kimseye yük olmamak için sessizce yaşamını sürdürür.
Marguerite öldükten sonra Armand, onun kendisi için yaptığı fedakârlığı öğrenir. Gerçeği anladığında büyük bir pişmanlık duyar, ancak artık çok geçtir. Marguerite çoktan ölmüştür..
YORUMLAYALIM..
incelemeyi çok önceden yazmışım ama ne