melisa

melisa
Oldukça cahilimdir ama epey okurum.
Mütemadiyen Öğrenci
Lisans
DE
İstanbul
276 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Yabancılardan korkmak nefret doğurur. Korku bitince nefret kalmaz. Bu nedenle başkasının dönüşmesi bizim de dönüşmemiz anlamına gelir. Biz ondan daha aşağı olmaya son verirsek, o da bizden üstün olamaz. Cephanesi ve silahları bizim dehşete kapılmamamıza neden olamaz. Bu düşüncelerden çıkan sonuç, silahlara imrenmememiz gerektiğidir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Korkaklık ve şiddet arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydım şiddeti seçerdim. Ben öldürmeye gerek kalmadan, ölüm anındaki o sessiz cesareti canlandırıyorum. Fakat bu türde bir cesarete sahip olmayan birine tehlikeden korkakça kaçmak yerine öldürmeyi ve öldürülmeyi göze almasını tavsiye ederim, zira kaçan insan zihinsel şiddet uygular; kendi öldürse dahi öldürülmeyi göze alamadığı için kaçar. Halkımın ezilmesindense hiç tereddüt etmeden şiddeti seçerim. Kendi ayıbının çaresiz ve korkak bir kurbanı olarak sindirilmesindense, Hindistan’ın silahlanıp onurunu savunmasını yeğlerim. Fakat ben şiddetsizliğin şiddetten her zaman üstün olduğuna; affetmenin de cezalandırmaktan daha mertçe olduğuna inanıyorum. Affetmek askerin süsüdür. Kişinin cezalandıracak gücü varken bundan kaçınıyorsa affetmiş olur, çünkü özne çaresiz bir kişiyse o affın bir anlamı yoktur. Ben Hindistan’ın çaresiz olduğuna inanmıyorum. Yüz bin İngiliz’in üç yüz milyon insanı korkutmasına gerek yok.”
“İnsanlığın sonunu getirecek olan şunlardır: İlkesiz siyaset, çalışmadan sahip olunan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini yok sayan bilim, vicdandan yoksun bir din anlayışı.” – Mahatma Gandi
Keşke zulme uğrayan herkese böyle bir irade nasip olabilse
Her tutuklamada mevcut yasalara aykırı davrandığını ve yine mevcut yasalarla değerlendirilirse suçlu olduğunu kabul ediyordu. Tüm savunmalarında var olan yasalardan çok daha geçerli bir yasa olarak kabul ettiği vicdanına itaat ettiğini ve bu itaatinden asla dönmeyeceğini söylüyordu sükûnetle.
Gandi’nin sorun karşısında her zaman ilk yaptığı şey; mağdurları bir araya getirerek kitlesel bir düşünce birliği oluşturmaktı. Sonrasında bilinen yasal yolları reddeder, moralleri yükseltip cesaret aşılar, mağdurların korkularını mücadele gücüne çevirir, silahsız ve şiddetsiz bir mücadele metoduyla hak edileni geri alana kadar tavizsiz bir eylem içerisine girerdi.