Siyonizm, toprak gaspını ve masum sivillere uyguladığı soykırımı tarihin, özellikle de zihnin tarihinden silmek ve bu tahrifatın gölgesinde gerçekleşen işgalin meşruiyetini inşa etmek için her türlü aracı kullanıyor.
Bu nedenle, içinde bulunduğumuz dönemde “enformasyon savaşı” mücadelenin en önemli cüzlerinden birini oluşturuyor. Bu savaş, vicdanı ve bilgisi olan herkesin mantıklı ve tutarlı biçimde iştirak etmesi gereken bir savaştır.
BEŞ CEPHE
Kudüs’e her gidişimde, şehrin Filistinli halkının gözlerindeki direnç ve umut beni hayran bırakır. Yaşanan onca şeye rağmen ayakta kalmayı bilen, boyun eğmeyen, en sıkıntılı anlarda bile yüzüne bir tebessüm kondurabilen insanlardır gördüğüm. Kendilerine yakıştırdıkları “Makdisî” unvanını, kutsiyet kelimesinin bütün çağrışımlarıyla üzerlerinde taşırlar.
2021 yılı Ramazan ayında, İsrail’in Filistinlilere saldırıları sırasında Kudüs’ten yansıyan her fotoğraf ve videoda istisnasız yine aynı direnci ve umudu gördüm. Onlarca asker üstünüzü çullanırken veya bileğinize kelepçe takarken gülebilir misiniz? Şehitleriniz varken bile yumruğunuzu sıkıp dik durabilir misiniz? İşgalcilerin ibadethanenin içine savurduğu bomba kapsüllerini toplayıp Aksa silueti yaparak başında poz verebilir misiniz? Sabah kavga kıyamet çatışmaya girip, akşam sanki hiçbir şey yaşamamış gibi sükûnet ve sekînetle teravih için saf tutabilir misiniz? Kudüslü gençler hepsini yaptı.
Kudüs’ün Müslüman halkı ve özellikle de gençleri, beş ayrı cephede beş ayrı realiteyle göğüs göğüse mücadele ediyor.
1- israil işgali
2-israil iç siyaseti
3- dezenformasyon
4- islam dünyasının Sessizliği
5- araplar arasındaki kavga ve rekabet
Kulaklağa gülünç geliyor ama gerçek bu: Bedenimizin ihtiyaçlarını, ruhumuzun ihtiyaçlarından önce tutarız. Bedenimizi besleriz; çünkü beslemezsek biliriz ki ölürüz. Ama yine de çoğumuz, namaz kılmazsak ruhumuzun öleceğini unutarak onu açlıktan öldürüyoruz. İşe bakın ki bakımıyla meşgul olduğumuz beden geçicidir; ihmal ettiğimiz ruhumuz ise sonsuz.
Rabbim, ruhumu hiç kimsenin ve hiçbir şeyin rahatsız edemeyeceği bir sığınak, bir kale yap. Dış dünyadan etkilenmeyen, sakin, sessiz, huzurlu bir yer yap; Allah’ın (c.c.) “nefs-i mutmainne” (tatmin olmuş nefs) dediği... O şöyle buyurur: “Ey imanın huzuruna kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Böylece has kullarımın arasına sen de katıl, gir cennetime.” (Kur’an 89: 27-30)