Resûlullah (s.a.v.) kendisini ziyarete gelen kadınlarla ilgilenir onların hal ve hatırlarını sorardı. Kızı Fâtıma (r.a.) yanına geldiği zaman ayağa kalkar, onun elinden tutar, öper ve yanına oturttururdu. Hanımlarının yanına girerken her birisine selam verip hal ve hatırlarını sorardı.
Kadına hiçbir hak tanımayan, onu bir eşya mesabesinde gören cahiliye anlayışına karşı Kur'an-ı Kerim şöyle itiraz etmiştir:
"Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır."
(Bakara, 228)
Ailenin uyum içinde yürümesini sağlamak için de: "Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bir fazladır." buyurarak aile reisliğini yaratılışı icabı bu işe daha yatkın olan erkeğin sorumluluğuna vermiştir.
Erkek ve kadın gece ile gündüzün birbirini tamamladığı gibi birbirlerini tamamlarlar. Ayrı kaldıklarında ikisi de noksandır. Pek tabi ki gece ile gündüz birbirinden çok farklıdır ama her ikisinin de insan hayatında önemli yeri vardır.
İslâm'da erkek-kadın ayrımı yoktur.
"Siz birbirinizdensiniz." (Âl-i İmran, 195) âyet-i kerimesi bu gerçeği açıklar.
Allah Resûlü (s.a.v) de şöyle buyurmuştur. "Kadınlar erkeklerin yarısı/yarımıdır."