"Tanrı aşktır, derlerdi bir zamanlar, ama biz bunu tersine çevirmiştik ve aşk, cennet gibi, hemen elimizin altındaydı. Yanı başımızdaki o özel erkeği sevmek ne denli güçse o denli çok inanırdık aşka, soyut ve bütüncül. Bekliyorduk her zaman, cisimleşmesini. Bu sözcüğün ete kana bürünmesini."
"Anneme kimi bakımlardan hayrandım, ilişkimiz hiç kolay olmasa bile. Benden çok şey beklediğini hissederdim. Benden yaşamını ve yaptığı seçimleri haklı çıkartmamı bekliyordu. Hayatımı onun şartlarına göre yaşamak istemiyordum. Örnek evlat, onun fikirlerinin cisimleşmiş hali olmak istemiyordum. Varoluşunun gerekçesi değilim ben, demiştim ona bir keresinde."