Beklentiler, büyük hayal kırıklıklarının, hüsranın ve mutsuzluğun tohumlarıdırlar. Beklentiler ne kadar artarsa hayal kırıklıklarının da, hüsranın da, mutsuzluğun da şiddeti o denli artar.
"Freud, bencil kişinin sevgiyi başkalarından alıp kendisine yönlendirdiği için narsis olduğunu söyler.
Bencil kişilerin başkalarını sevemediği doğrudur fakat onlar kendilerini de sevme yetisinden yoksundurlar."
- Sevme Sanatı, Erich Fromm
Yılanın başını küçükken ezmek lafını her ne kadar sevmesem de, yılanın değil de yalanın başını küçükken kesmek lazım geldiğine inanırım. Çünkü küçük bir yalan, ileride söylenecek büyük yalanların habercisidir. Küçük diye tepki göstermediğinizde, ileride büyük yalanların karşısında büyük hayal kırıklıkları yaşamanız işten bile değildir.
Bir narsisin karşısındakinin dengelerini bütünüyle bozabilecek niteliklerinden biri de dengesizliğidir kuşkusuz... Dengesizliğinin içindeki tuhaf ve anlamsız denge de diyebiliriz buna belki...
Erkeğinin annesine dönüşmüş çok kadın görmüşsünüzdür. Aynı şekilde kadınının babası gibi davranan, yaşayan çok erkek de var
Çünkü bilinçaltında hep şu vardir:
"Erkek annesini hiçbir zaman terk etmez"
"Kız çocuğu babasına her zaman çok düşkündür."
Bu iki temel inanç, bir zaman sonra ilişkilerin de yönetici duygusu olur. Erkek, karısının kendisine düşkün olması gerektiğinden emindir ve ondan her şeyi koşulsuzca almaya odaklıdır. Kadın da erkeğin annesini yani ona emek veren kadınını terk etmeyeceğinden emindir ve ona annelik etmesi her zaman daha doğrudur.