Usulca denize bıraktım kırık ayna parçalarını. Yana döne, kırık kenarları keskin ışıltılar saçarak dibe doğru aktılar. Gömdüm onları denize... Hep yaptığım gibi...
Denize baktım, binlerce yıldır dalgalanıp duran ve hep dalgalanacak olan denize... Elimdeki bir kesikten incecik kan sızıyordu. Biliyordum, yıllarca sızıp duracaktı. Tükeninceye kadar...
Yeniden bağırıyordum, dinliyordum. Sonunda deli gibi ağlamaya başladım. Bir daha ağzıma almayacağım sevdiğimin adını haykırıyordum. Ömrüm boyunca bana yetecek kadar adını birçok kez bağıra bağıra söyledim. Ona hasretimi anlattım. Onsuz geçecek bir ömrü göze almanın bana çok acı verdiğini söyledim. Sesim yavaş yavaş kısıldı.
Ellerimi uzatıyordum, tutuyorlardı. Beni bir kuyudan çekip çıkarmaya çalıştıklarını anlıyordum. Ama içimde hep aynı kaygı... Kuyudan çıkarsam kara gözleri bir daha hiç görememek korkusu... Dönüp içime gizleniyordum.