"Burası en çok kendini sevenlerin kötü gözle karşılandığı bir yer. İnsanlardan kendilerini sevmemelerini ve hep fedakarlık yapmalarını bekliyorlar." dedi göğe doğru bakıp ne kadar mutsuz olduğunu hatırladı.
"Bencil olmaktan mı bahsediyorsun?"
"Hayır. İşte sende onlar gibi düşünüyorsun. Bu bencil olmak değil bu kendini değerli kılmak belki de diğerlerinden kendini daha değerli kılmak... insanlar kendilerinden daha iyi olan ve bunun farkında olanlara tahammül edemedikleri için buna kötü diyorlar ama onlar değil ben bencil ve kötü oluyorum. En azından ben ne olduğumun farkındayım..."
Düşünceli düşünceli gözüne baktı kadının, onu seviyordu onunda kendisini sevmesini istiyordu. "İnsanlardan bu kadar nefret ederken kendi insanlığının farkında olup kendini nasıl seviyorsun?"
"Kendimi sevdiğimi kim söyledi?"
"Sevmiyor musun?"
"Bilmiyorum.. bazen seviyorum ama ekseriyetle sevmek istemiyorum."
"Anlamıyorum. Nasıl insanların kendilerini sevmeleri gerektiğini savunurken kendini sevmezsin."
"Gerçekten de anlamıyorsun. İnsanlar eğer birini en çok sevmeliyse neden kendi hariç bir başkası olmak zorunda? İnsanlık sevilesi değil fakat sevmek gibi boktan bir hisse sahipler. Bu boktan hissi en çok kendi üzerlerinde hissetmeleri neden bu kadar kötü karşılanıyor?"
Nasıl sevmenin boktan bir his olduğunu düşünebilir diye kızdı bir an kadına. Bu kadına sevmenin ne demek olduğunu öğretmeliydi.