Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendinsinden mi? O denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.
Bahçe onun öteki muhtemel yaşamıydı, onun sesiydi, susup içine attığı her şeydi. Onun aracalığıyla konuşuyordu ve kelimeleri elmalar, kirazlar, iri kırmızı domateslerdi.