iyihissetmek.blogspot.com/2020/07/krdgmz-...
Yaşamımızın bir döneminde ne bir sevgili, ne bol maaşlı bir iş, ne de cennet bizim olsun istiyorduk. Tek beklentimiz, vitrinde gördüğümüz bir oyuncağı ellerimizin arasına almaktı.
Sunay Akın, şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, tiyatro oyuncusu. Ve aynı zamanda da İstanbul Oyuncak Müzesi'nin kurucusu... Yazdığı "Kırdığımız Oyuncaklar" kitabı ile, daha önceki kitaplarında olduğu gibi okuru, öğrenmeye, araştırmaya, yeni ufuklara yönlendiriyor. Hiç durmadan konuşan insana tahammülüm yok. Bu sebeple kendisini dinlemeyi değil, kitaplarını okumayı tercih ediyorum. Zaten Akın, kitaplarını da konuşma dilinde yazıyor ancak -es vermesi sizin elinizde:)
Bu kitapta 40 farklı hikaye var. Ana fikir ise ne kadar ünlü, ne kadar zalim olursanız olun bir dönem siz de çocuktunuz. Her hikaye ile farklı bir zamana, farklı bir olayın iç yüzüne gidiyorsunuz ancak özünde hep oyuncaklar var... Bana da dünyayı tanımama yardım eden, Şebnem ordum, ahşap ev setim, tırtıllı ve geçmeli hayal dünyası oyuncaklarım ve olmazsa olmaz taş bebeklerim... Hiçbiri mi yok, başörtüsünden kundak yapılmış örtü bebeğim, şimşirlerden yontularak yapılan ok-yayım ve topum... Şu anda dünyanın neresindeyseniz, çöp mü oldunuz yoksa halen unutulmuş bir çantada mısınız bilmiyorum ancak sizi hep hatırlıyorum...
Sunay Akın'a oyuncaklara verdiği değer için sonsuz teşekkürler...
iyihissetmek.blogspot.com/2020/01/gocup-g...
Şermin Yaşar'ın "Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu" öykü kitabı, içindeki 19 hikaye ile bu dünyadan şöyle ya da böyle geçip gidenleri ve ardında bıraktıklarını konu ediyor. Bu sıcacık kitap, o kadar sizi saracak ki adeta Şermin Yaşar'ın müptelası olacaksınız. Son derece akıcı bir yazım tarzıyla bana tekrar öyküleri sevdirdi bu kitap.
Kitabın son öyküsü olan yakın zamanda kaybettiği eşine yazmış olduğu “Geçtiğimiz Kırk Gün” bence sözün bittiği yer…
“Geçtiğimiz kırk gün bana aynı yalanı söylediler. Dediler ki sevdiğin ölünce kırk mum yanar, her gün biri söner, biri bekler. O tek mum ebediyen yanar, acını o tek mum tutar. Ben buna inandım. Hayalimde otuz dokuz mum söndürdüm her gece üfleyerek, içimdeki cılız nefeslerle. Göğsümdeki sızı hafifler, kalbim tekrar toplanır, ciğerime derin bir nefes girer diye kırk gün bekledim. Sabah uyandım kendimi yokladım. Öğlen tekrar baktım. Kırkıncı ikindiyi beklerken kırkikindi yağmurları boşandı gözlerimden. Gecesini bekledim ve de gece yarısını. Hiçbir şey olmadı. Yalanınız batsın dedim. İçimde tek bir mum kalacaktı hani; peki ne, bu yürekteki bin dönümlük orman yangını?”
Hikayelerdeki ortak duygu yalnızlık, kayıp, ölüm ve yas... Hepsi hayatın ta içinden... Sadık bir okur kazandı... Daha nice kitaplara Şermin Yaşar...
iyihissetmek.blogspot.com/2020/07/yasak-m...
"Yasak Meyve Sokağı", bir mahkeme sahnesiyle başlıyor. Ve akabinde geri dönüşlerle hikayenin içine giriyorsunuz. Ortada bir cinayet var: Yasak aşk cinayeti... Yvonne Carmichael, başarılı bir akademisyen ve mutlu bir evliliği var. Katıldığı bir konferans sırasında Mark Liam Costley ile tanışıp sevgili oluyor. Yvonne, Mark hakkında çok fazla bir şey bilmemekle birlikte ilişkisine devam ediyor. Yvonne, bir meslektaşı tarafından tecavüze uğrayınca olaylar tamamen sarpa sarar.
Pegasus Yayınları dünyada çok satan kitapları yayınlamaya devam ediyor. Beyaz perdeye aktarılacak kadar heyecanlı bir hikaye. Ben bu tarz kitapları çok fazla sevmesem de araya çeşni olarak katıyorum.