Kar yağdığında dünyanın her köşesinde soğuktan titreyen evsiz çocukların acısını hissedebildiğin gibi, o karın üzerinde yuvarlanıp kahkahalar atan çocukların neşesini de duyabilmeye başladın.
Sanki çocukluğu ve gençliği bir hücrede geçmiş, dünya hakkında bilgisi o hücrenin penceresinden gördükleriyle sınırlı, özgürlüğüne yeni kavuşmuş bir mahkûm gibiydin.
Kendi hayatın ile diğer insanlar için yapmak istediklerin arasında bir denge kurmalıydın. Bir başkasına gönül rahatlığıyla öneremeyeceğin bir yolu kendin de yürümemeliydin.
Hayatını tümüyle başkalarına adamanın en doğru yaşam biçimi olmadığını, kendini mutlu eden şeylerden tamamen uzak kalırsan ve bütünüyle yalnızlaşırsan yüreğinin kararmaya başlayacağını, kararmış bir yürekle kimseye faydan dokunmayacağını geç de olsa ayırt ettin.