Yani su senin çocuk, yol senin. Senin yedi denizinde, senden başka kimsenin içinde olmadığı bir kıyısız gemisin aslında. Sana kimse sahip değil. Ya bir liman ara, ya ada ol, ya savrulup dur sonuna kadar, ama kendi yaşamını yaşa becerebildiğince, iyi-kötü.
Fakat sen de yani öyle tuhafsın ki, senden iki gıdım isteseler, kendini mutlulukla verecek, hiç sızlanmadan ufalıp dağılacaksın. Çünkü sen kendine hep kendinin en azını bıraktın. Öyle yapma. Sandığın kadar çok değilsin unutma, bitmezsin sanıyorsun ya "pat" diye bitiverince fena afallıyor insan.
Bunun adı saflık mı, salaklık mı, masumiyet mi, yoksa asıl güzellik miydi? İnsanın yarınlarının bugünlerden daha güzel olacağına inanması nasıl bir şeydi Gülseren?