Necla

Yedi - yirmi dört, sabah - akşam, gündüz - gece
Neler duymak istiyorsun benden? Çalışmayan köstekli saat, bacaksız çekirgeyim. Yorgunum, dargınım, küskünüm; Doydum yaşamaya, mecbur muyum yaş almaya? İki sorunumuz var yanlış batılılaşma ve yalnızlaşma, Sanırım ikincisine aşık oluyorum inceden, Terk etmez beni, edemez de zaten! Yalnızlık bırakırsa beni, yapayalnız kalırım sadece. Oksijene savaş açacağız ansızın bir gece Çünkü usandım mütemadiyen nefes almaktan, Gece - gündüz, yedi - yirmi dört, sabah - akşam. Daha neler duymak istiyorsun Helen? Ölmeye meyilleniyorum, ölmeye bayılıyorum. Bitkinim, yılgınım, kırgınım; Akmayan bir nehir, karsız bir kış gibiyim. Simsiyah saçlarında boğuluyorum, Her zerrem mezar istiyor, ölüm kokuyorum. İstifamı bırakmak istiyorum tozlu masasına hayatın, Hâlâ ağzımda onca yıl aylak gezmelerin tadı. Nasıl anlatsam bilemiyorum size yalnızlığı, Daha da aşık oluyorum kumlar aşağıya dökülünce, Yedi - yirmi dört, sabah - akşam, gündüz - gece. Daha da neler duymak istiyorsun hâlen? Kızıllıktan yoksun bir akşam, yıldızlara gebe, Bat dünya bat, geberin yalnızlar geberin! Gözlerime yasak Azrail'in ruhumu teslim alması, Can yakan, firari, kör bir kurşunadır tüm hasretim. Kızgınım, asabiyim, öfkeliyim;
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şehir sonunda mahmurluğu attı üzerinden...! Yüzbinler, milyonlar geçti üzerinden... Ve dakikalar, saatler ...vakit; Akşam öncesi güneş usul usul terk ediyor Hadi ben gidiyorum der gibi usul usul... Bir bebeğin uykuya daldığı gibi... Kuşlar aynı efgan ile duyuruyor bu vedaya. Yaşananlar bir gün daha katarken ömrüne Gün ardında bıraktı onca selayı İnsanlar yorgun,şehir yorgun.... Gökyüzü kuşları geri çağırırken göğsüne; Güneş terkediyor yadellerle
Şiir
Ez bûm kulîlka çiya
Dem hat, dem derbas bû Êdî ez nînim, tu jî tunebû Ez bûm kulîlka çiya Ser rêg, be behn Ez ê li deştan bim Ji bajaran, ji mirovan, ji te dûr Bi rastî ez ji te herdem dûr bûm tu jî dizanî Ji ber vê yekê dûrbûn li gorî me ye Ne tu min dibînî û ne jî ez te dibînim Ne dibihîse û ne jî bîhnamın bike Di destê tê da bibim kulîlk, hebû Xuda zane ev ji min re tê Tû jî heq dikê ji bê kulîlkiyê Jî ber vê ez bum kulîlka çiya
Çend rewî ketin li ser şopa evînê Westî bûn pî û baskên wan şikestî Çend şopdar çûn li ser wan rêçan Di nîvê rê da bawerî ya wan şikestî Azad Penaber