Meraklı Günce

Sahi iki kişinin el ele tutuşup mutlu mesut dolaşmalarını doğal bir güzellik olarak algılayan bu insanlar, bir başına yürürken gülen birini niye yadırgarlardı? Ne yani, yalnız olmak şuç muydu?
Sayfa 36·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şarkılar bizi kucaklayıp bir yere götüreceklerdi bir gün, mutlaka. Orası, belki doğmadan evvel neyi beklediğimizi bilmeden oturduğumuz yerdi, belki de hep hayalini kurduğumuz, hep gitmek istediğimiz fakat neresi olduğu hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı bir bahçeydi. Buna inanıyordum.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Yalnızlığın bilmem kaçıncı evresini yaşadığımı bilmez halde, tamamlanmamış insanları yararak yürüdüm. Otobüsler, tramvaylar duraklarda bekleyen insanları metal canavarlar suretinde yutup hızla kaçırıyorlardı. Eve girer girmez bir şarkı koydum kendime. Bir daha, bir daha başa sarıp dinledim. Bir tarafım söylemek istediklerimle doluyken, diğer yanım onları yok etmekle meşguldü. Arada kalan bendim ve ufalanıp yok olmamam bir mucizeydi. Bir yanım diğerine şunu söyleyebilmişti en azından, bunu duyabildim…Şarkıyı değil, o şarkıyı ilk dinlediğin zamanki kendini özlüyorsun. O zamana dokunamadığını anlayınca da, şarkıyı bir daha dinliyorsun.
Sayfa 32·Kitabı okudu
İstanbul biraz daha güzel olsaydı bir rüyaya dönüşecekti ve sadece rüyalarda yaşayabilenler barınacaktı içinde. Sırf bu yüzden çirkinleştirdiler bu şehri. Keşke şehre yağacak cesaretli bir yağmur yıkılan her tarihi eseri, katledilen her bahçeyi diriltip şu mendebur beton yığınlarının üstüne yürütebilseydi.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Şimdi öyle bir zamandaydım ki, dedikodular bile kurumsallaştı. Tv'deki boktan bir yarışma programındaki yarışmacıyı tüm ülke tanıyor ve seksen bir vilayetin hepsinin müşterek gündemi, bu yarışmacının giydiği elbisenin deseni oluyordu. Nasıl ki her şehirdeki A hamburgercisindeki B menüsünün içindekiler aynı ise, artık Türkiye'nin hemen her kafesinde oturan insanların konuştukları şeyler de tektipleşmişti. Prizlerden uzak yaşayamayanlar, bir yandan sosyal olduğuklarını kanıtlamanın endişesiyle gönülsüz şekilde masalarında otururlarken, diğer yandan telefonlarının ekranlarını okşayıp dün akşam TV'deki yarışmada olup bitenleri konuşuyorlardı. Sonra da yalnız olmadıklarını kanıtlamış olduklarını sanarak evlerine dönüp yastıkla dertleşip ağlıyorlardı. Yalnızlığın modern zamanlara izdüşümü biraz böyleydi.
Sayfa 20·Kitabı okudu