Bir tüy gibi süzüldü gölge,
Bir kâbusun ardından odama sarkan hayalet gibi…
Ve karşımda belirdi, siyah kanatlı o varlık,
Bakışı — sonsuzluğa kazılmış, bir kadim sır gibi.
Ve içimde kaybolmuş bir ümidin yankısı vardı,
Yavaşça, derinlere doğru çökerek.
Kondu geceye — karanlığın her köşesinden
Bir yankı, bir çığlık gibi yayıldı.
Sonsuzluğa açılan bir geçit gibi,
Ve boşluğa doğru uzandım,
Sesim kayboldu karanlıkta,
Ve ben sordum ona — titreyerek,
“Sen kimsin? Bu soğuk gecede,
Beni niçin buldun?”
Dedi: “Unut, ne varsa.”
Ne eksik, ne fazla, sadece bu.
Gözleri, karanlığa açılan iki pencere gibi…
Derinliklerinden yükselen bir çığlık,
İçimde, bir ömrün silinen hatıraları
Çatladı birden, her şeyin sonunda:
“Unut...”
Ayhan Akdeniz