Erikson sürekli olarak geleneksel psikodinamik anlayışı kaynak olarak kullanmasına karşın, bu ilişkileri indirgemeci değil de diyalektik yapmaya çabalıyordu. Kültür ve birey, şimdi ve geçmiş, toplumsal ve biyolojik birbirinin içine işler ve birbirlerini yaratırlar. Böylece Erikson psikanalizin
bir tür kökencilik [originology] geliştirme biçimlerine... her insani durumu daha erken bir duruma, çoğu zaman da onun "kökeni" olduğu farz edilen en erken, basit ve çocuksu öncülüne benzetmeye indirgeyen bir düşünme alışkanlığına... (1958, s. 18)
baş kaldırmaktaydı.
Bir insandan nefret ederseniz, onda olan ve sizin de bir parçanız olan bir şeyden nefret edersiniz. Kendimizde olmayan şeyler bizi rahatsız etmez.
HERMANN HESSE
"Beyler," dedi, "bu hanımlar nasıl belli bir coşku düzeyine ulaştıklarında artık gerçekten çok ideal olanın geçerli olduğunu kabul edecekse, sizler de belli bir servetin sahibi olunduğunda gerekenden ziyade gerekenden fazlasının söz konusu olduğunu öyle kabul edersiniz. Peki bu akıl yürütme doğrultusunda mükemmel olan nedir? Bunu anlayamıyoruz. Gerçekten arzu edilen nesne nedir? Sahip olamayacağımız bir nesne. Oysa anlayamadığım şeyleri anlamak, sahip olunamayacak şeyleri elde etmek, işte yaşamımın amacı bu. Bu amaca iki araçla ulaşıyorum: para ve irade..."