Merhaba 1k ailesi sizi en çok etkileyen filmler hangileri?
Çok fazla film ve dizi izleyen biri olarak beni etkileyen filmlerin sıralaması şöyle :
1-Esaretin Bedeli (tartışmasız?)
2-Can dostum
3-Umudunu kaybetme
4-Mary and Max(animasyon)
5-Dangal

"Merhaba" tadında bir "hoşçakal" dı gidişin,
Ve maviye çalan gülümseyişin...

Merhaba Kitap Dostları
Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır; bomboş sahillerdeki coşkudadır. İnsan elinin değmediği bir yerdedir; denizin diplerinde ve gürlemesindedir.

Into the Wild

Ruhsuz Cadi, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Hizla cogalmaliyiz
Gol getirecek iyi ortayi beklerken, bahceye kacan topu kesilenler. Kacan corabi ile ugrasirken ellerinden omru kacanlar. Treni, otobusu, aski ve aklini kaciranlar...
Her eve bir deli lazimsa cogalmaliyiz. Merhaba.

Aşk Buralara Nah Uğrar, Son Cengiz Aydın (Sayfa 19)Aşk Buralara Nah Uğrar, Son Cengiz Aydın (Sayfa 19)

Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz; Sonra gelir bir 'merhaba' der, yine o kazanır.
-Cemal Süreya

Bera PINAR, Aynı Yıldızın Altında'yı inceledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Okuduğum ilk ve tek aşk romanı. Kanser ile mücadele eden karakterlerimizin hayattan bezmiş ruh halleri ile merhaba diyoruz hikayeye. Sıcak içten ve akıcı zeka dolu anlatımıyla bizi kendisine bağlıyor sayfalar. Isınıyoruz seviyoruz karakterleri. Aşklarını içimizde yaşıyoruz ve onlarla birlikte üzülüyoruz. Kısacası yazar her anını içimizde yaşatıyor hikayeyi. Vakti olan yada olmayanın da okumasını tavsiye ederim.

Merhaba gelecek zaman
Ey bilinmez karadelik
Biz senin mahkumların.

Erdem Bayazıt

Şeymanur Toktaş, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Merhaba 1k ailesi! Çok çok zor bir kitabı incelemek için kalemi elime alıyorum, zorlanacağım ama yazmasam içim rahat etmeyecek.
Uçurtma avcısı, yıllardır aklımda olan bir kitaptı ancak okumak yeni nasip oldu. Ama hep inanırım her şeyin zamanı var sözüne. Geç kalmışlık hissimi böylece biraz bastırabiliyorum. Kitabı 6 günde bitirebildim, böylesi güzel, akıcı bir kitabı sınav haftası münasebetiyle yavaş okumak durumunda kaldım.
Kitap bittiğinde yüreğimde -evet tam şuramda- bir eksiklik hissettim. Öylece kalakaldım bir süre. Oluşan bu koca boşluğun dolmasını bekledim belki bilemiyorum.
Belki de onlarca, binlerce, milyonlarca savaş mağduru çocuğun hayat şartlarını düşündüm kısa bir süre. Sonra kızdım, sadece düşünmekle kalıyor olmaktan utandım. Her ne kadar inceleme yapıyor olsamda, incelemeyi hangi haleti ruhiyede yazdığımı da bilmenizi istiyorum. Ki kitabı okumuş olanlar ne demek istediğimi benim buraya yazdığımdan kat kat daha iyi anlayacaklardır.


Savaşın gölgesindeki iki çocuk, iki dost, iki kardeş..
Aslında savaşın gölgesinde milyonlarca kardeş..
Halit Hüseyin dünyamızın asla göz ardı edilemeyen gerçeklerini yazmış. Tüm dünyaya bunu anlatmayı başarmış. Acıları, acılara sebep olanları ince bir eleştiri ama kocaman bir insanlıkla anlatmış.
Ama göremediklerimiz, dünyanın bilmediği birçok acı var. Dün Afganistan bugün Suriye yarın...
Birilerinin gerçekten yazması gerek. Eğer biraz yazabiliyorsak belki de misyonumuz olmalı.

Anlatmalıyız, göstermeliyiz, izletmeliyiz, yazmalıyız. En önemlisi fark ettirmeliyiz.

“Şimdi ne olacaktı? Yalnızca iki olasılık vardı; ya bir noktadan sonra gitmeme izin vereceklerdi ya da beni öldüreceklerdi. İlk olasılık artık bana pek mümkün gibi görünmüyordu. Çok fazla şey biliyordum.“

Bir incelemeden daha herkese merhaba.
Huh. Uzun zamandır inceleme yapmıyordum ve şu anda nasıl başlayacağımı bilmiyorum; ama kitabı üç yönden inceleyeceğim: kurgusu, dili, artı ve eksi yönleri.

1-) KİTABIN KURGUSU
Kitabın kurgusunu genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim; zekice bir kurgusu var ama tabi eksik yönleri de var. Ruth Ware asla bir Grange olamaz. Neden? Karakterlere çok yüzeysel değinilmiş; iç dünyalarına nüfuz edemiyoruz. Birçok karakter üzerine yoğunlaşılmış, gereksiz betimlemeler yapılmış ve okuyucuyu herkesten şüphelendirilmeye çalışılmış. Bu noktada kimse bir Agatha olamaz; kitabı okurken yazarın zaten Agatha'yı taklit ettiğini fark ettim. Agatha her kitabında okuyucyu herkesten şüphelendirir; bu kitapta da öyle yapılmaya çalışılmış ama şöyle, birinci tekil şahısdan dinlediğimiz hikayede, diğer karakterleri tanımlarken sürekli 'esrarengiz' , 'soğukkanlı' , 'şüpheli' vb. sıfatlar kullanılmış. Ayrıca yazarın Agatha Christie'den de bolca ilham aldığını söyleyebilirİm, çünkü bu kitapta arada bir Agatha tadını aldım.
Olay örgüsüne gelirsek... giriş, gelişme bölümleri güzel, hatta cinayetin işlenişi vb. de zekice, kurguya güzel oturmuş, ama son sahneden eksik bir şeyler vardı, bu da kurguyu pürüzlü yapıyor; ama kurgu genel olarak beni tatmin etti.

2-) KİTABIN DİLİ
Huh. Denizi, gemi yolculuklarını çok severim. Denizle rüzgarın birleşiminden oluşan tuzlu rüzgarın tenime değişi ve kokusu... Huzur bulduğum nadide yerlerden biridir deniz. Bu kitapta da ana mekan deniz ve yazarın betimlemelerini sevdim. İnanın bana, kitabı okurken tuzlu rüzgarı tenimde hissettim, dalgaların sallanışını, geceleyin soluk ay ışığı vurmuş denizi tasvir edişini sevdim. Ne zaman dalgalar gemiye çarpsa, o sallantıyı ben de hissettim; ama yazar birkaç kelime ile anlatacağı yeri bir iki sayfada anlatmış, ve bu da beni arada bir sıktı. Dilinin edebi bir yanı yok; zaten polisiye kitaplarında edebi dil ihtiyacı da hissetmem.

3-) ARTI EKSİ YÖNLER ve KİTABA GENEL BİR BAKIŞ

Kitabı okurken beni sürekli rahatsız eden şey, yazarın Agatha'yı resmen taklit edişiydi. Olay örgüsünde bile Agatha'ya rastladım. Şöyle ki; cinayet yeri ve zamanı olarak Doğu Ekspresinde Cinayet kitabına, cinayet nedeni için Cesetler Merdiveni kitabına ; kitabın katili için de az çok 10 Küçük Zenci kitabına...
Başka ne diyeceğimi bilmiyorum ama üzerine düşünülecek kitaplardan değil bu. Bir nevi çerezlik kitap. Ha, okunmasa da olur mu, elbette olur. Genel olarak tatmin etti mi? Evet. Ama bana pek de bir şey kazandırdığı söylenemez. Övgüleri hak ediyor mu? Hayır.

En çok sevdiğim kısım, denizin derinliklerindeki zindanda baş karakterin mahsur kalışıydı. Bu bölümleri okumak çok zevkliydi. Zaten yukarıda paylaşıtığım alıntı kitabı genel olarak anlatıyor. Konusu zaten arka kapakta var. Son olarak şunu söyleyip, incelememi bitiriyorum.

Bazı kitaplar vardır, sarsar seni, üzerine düşünürsün, not alma ihtiyacı hissedersin; ama bazı kitaplar vardır, okuyup bitirir derin bir iç çekişle rafa kaldırırsın, seni bu kapitalist dünyadan alıp, kitabın kendi büyülü dünyasına getirir.Bu kitap o kitaplardan ama türünün diğer örneklerine göre bir iki tık daha aşağıda. Her kitabın bir okunma zamanı vardir ve ben doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum.

Okunmasa da olur diyebileceğim bir kitap; ama bilim kurgu kitaplarımın yerini dolduramadı.