mert

“Atenizm’in Güneş İlâhisi” ya da “Tek Tanrıya Övgü” “Tanrı birdir, tektir, ondan başka tapacak yoktur. O’dur her varlığı yaratan.” Ezan’da okunan Kuranın meşhur sözlerine ne kadar da benziyor değil mi?
Sayfa 90·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mısır'lılar, tanrıyı dairesel düşünmüşlerdi, çünkü daire veya çem- ber, başı ve sonu belli olmayan bir biçim olduğundan sonsuzluğu sem- bolize eder. Bununla alakalı Firavun 2. Seti'nin başkatibi olan Ana- nadan kalma papirüslere bakılabilir; papirüs şiire uygun biçimde ter- cüme edildiğinde tıpkı Başmelek Cebrail'in Muhammed peygambere oku demesi gibi "Oku!" (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy.3.) başlar: “ Oku daha doğmamış günleri bulacaksın. Oku, geleceğin evladı; oku ve sana çok uzak gelen ama aslında sana çok yakın olan o geçmişin sırlarını öğren.”
Sayfa 88·Kitabı okudu
Mısır’da mezar taşı dikmek ve mezartaşının önünden geçerseniz ona dua etmek en temel kurallardan biri olmuştur. Bugün bunun benzeri İslam’da da görmekteyiz. Müslümanlar mezarlığın yanından geçerken ölmüşler için Fatiha Suresi okur.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Bu "Atalara Tapınma" kültürü, Mısır Mitolojisinin ana sütunlarından biridir. Çünkü mademki ahiret bu dünyanın bir yansıması ve mademki ruh, yanında çeşitli heykellere, yiyeceklere ya da hizmetçilere ve silahlara ihtiyaç duyuyor; o halde bir ruhun başına ge lebilecek en kötü şey, onun öteki dünyada aç, susuz, kimsesiz ve yalnız kalması olabilir. Bu sebeple her Mısırlı, 7 kuşak öncesine kadar bütün atalarını onurlandırmak ve onlara sürekli dua etmek, kimi zaman mezarlarına yiyecek-içecek götürmek ve bazen de mezar- larının çevresini temizlemekle görevlidir. Zira kendisi de ölümünden sonra aynı hizmete ihtiyaç duyacaktır. Ani papirüslerinde buna dair bir öğüt bile yer alır: "Vadide dinlenmekte olan babanız ve anneniz için su dökün. Senin oğlun da senin için aynısını yapacaktır." (Mül- ler, A.g.e., s. 175.)
Sayfa 86·Kitabı okudu
Mısır’da krallar büyük bir bölgeyi bir arada hükmetmek için gereken şart, elbette Tanrı’dan gelen özel bir gücün bu hükümdarın elinde bulunması olabilirdi. Bu kartı çok iyi bir şekilde oynayan Mısır Hükümdarı kendilerini Tanrı’nın yer yüzünde bir temsili olarak sundular. İslam coğrafyasında göreceğimi “Halife” kavramı da bunn bir varyantıdır. Halifelik Taneı-Kral olmasa da “Tanrının yeryüzündeki gölgesi” sıfatına sahiptirler.
Sayfa 82·Kitabı okudu