Lupin

Lupin
@mertoles
Lanetli mi acaba? Kalenderiye Camii
“Kalenderhane Camii de deniyordu adına. İstanbul’da Fatih semtindeydi, Vefa’ya daha yakın. Osmanlı döneminde camiiye çevrilmeden önce Bizans’a ait bir kilise olarak kullanılıyordu. Kilise olarak 9. yy’a kadar uzanıyordu tarihi. Theotokos Kyriotissa diyorlarmış o zamanlar, ‘Tanrı’nın Annesi,’ yani. İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet bu yapıyı Kalenderi Dervişlerine tahsis etmiş. Dervişler burayı Zaviye ve İmaret (tekke ve hayır kurumu) olarak kullanmışlar, bu yüzden de ‘Kalenderhane’ olarak anılmaya başlanmış. 18. yy’da bu tekkeyi camiiye dönüştürmüşler. Ne var ki zaman içinde yangın ve depremden zarar görmüş. Restore edilmiş, sonra minaresine yıldırım düşmüş yıkılmış. Bir süre terk edilmiş bu yapı. 1968 yılında Harvard ve İTÜ’nün ortak çalışmalarıyla bir kez daha restore edilerek ibadete açılmış. Başına gelmeyen kalmamış yani. Yangın, deprem, yıldırım.. Lanetli olsa yok olur giderdi, silinip gitmemiş tarih sahnesinden. Ama tehlikeli olmasa, kader de bu kadar üzerine gitmezdi, değil mi? Belki de bir görevi var ve hâlâ bunun için ayakta.” (Her Karşılaşma Bir Mesajdır / s. 58’den alıntı)
Alıntı
Lupin
İç mimarisi oldukça güzel insanın huzur veren bir cami. Üniversite yıllarında fırsat buldukça gitmeye çalışırdım. İstanbul üniversitesi Adalet meslek yüksek Okulu'nun karşısında. Caminin güzel ve tarihi yapısının yanında camii şadırvanı da bir o kadar ilgi çekici ve tarihi bir şadırvana sahip.
Reklam
Keşke hep çocuk kalsaydik da en büyük acımız dizlerimizdeki yaralar olsaydi. Cemal Süreyya
Lupin
O zaman eskisi gibi cocuklarin tek acilarinin dizlerinde ki yaralar oldugu gunlere dönebilme temmisinde bulunalim