İnsanlar bakımsızlıktan, yolsuzluktan, haksızlıktan ölüyorlardı ama her seçimde coşkuyla oylarını onlara hayatı dayanılmaz kılan siyasetçilere vermekten vazgecmiyorlardı
Kendi kendime her gün şöyle diyordum: ben olduğum kişiyim ve kendimi kabullenmekten başka çarem yok; böyle, bu şehirde, bu lehçeyle, beş parasız doğdum; verebileceğim kadarını vereceğim, alabileceğim kadannt alacağım, katlanılması gerekene katlanacağım.
Ama avnı zamanda korktuğumu da fark ettim. Ancak daha sonra, mutsuzluğumu sükûnet içinde yaşayabildiğimi, çünkü şiddet tepkileri göstermekten aciz olduğumu, bundan korktuğumu, içimde kin büyüterek hareketsiz kalmayı yeğlediğimi anladım.