Ne var ki çocuk büyümelidir. Ananın rahminden, memesinden kurtulup sonunda tümüyle ayrı bir insan olmalıdır. Anne sevgisinin özündeki çocuğun büyümesine gösterilen ilgi, çocuğun kendinden ayrılmasına duyulan istektir. İşte burada cinsel sevgiyle aralarındaki temel fark yatmaktadır. Cinsel sevgide ayrı olan iki insan bir olmaktadır. Anne sevgisinde ise, bir olan iki kişi ayrılmaktadır. Anne bu ayrılığı sadece hoşgörüyle karşılamamalı, ayrıca bu ayrılığı isteyip körüklemelidir. İşte anne sevgisi bu aşamada, karşılığında sevilen insanın mutluluğundan başka bir şey istemeksizin sevebilme yetisi, özveri gerektiren güç bir görev haline gelir. Annelerin birçoğu işte tam bu esnada anne sevgisinin gerekli kıldığı görevi yerine getirmede başarısızlığa uğrarlar. Narsist, despot, hepbenimci kadınlar çocukları küçük olduğu süre içinde “seven” anne olmada başarılıdırlar. Çocuğu ayrılma sürecindeyken sevebilen anne ancak çok vererek mutluluğa, eren, varlığının kökleri kavi, gerçekten seven kadındır.
Büyüyen çocuğa duyulan anne sevgisi, kendisi için bir şey istemeyen sevgi, belki de en güç başarılabilecek sevgi dürtüsüdür. Ayrıca annenin küçük bebeği sevebilmesindeki kolaylıktan dolayı da oldukça aldatıcıdır. Fakat sadece bu zorluktan dolayı kadın, eğer kocasını, diğer çocukları, yabancıları ve tüm insanları sevebiliyorsa, gerçekten seven anne olabilir. Sevmeyen kadınsa, çocuğu küçük olduğu sürece şefkatli bir anne olabilir, ama seven anne olamaz. Burada ölçüt çocuğun ayrılmasına gösterilen istek ve ayrıldıktan sonra sevmeyi sürdürebilmektir.