Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho'nun 1998 yılında yayımladığı kitabıdır.
Yazar, bir dönem akıl hastanesinde kaldığı için bu döneminden esinlenerek romanı yazdığı düşünülmektedir.
Asıl hikaye akıl hastanesinde başlar. Ama onun öncesinde başkahramınımız Veronika'nın bir intihar girişimi vardır.
Hayatında her şey yolunda gittiği halde yaşama sevinci bulamayan, hayatın tek düzeliğinden sıkılmış Veronika, intihar eder. İntihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanır ve gözlerini Villete Akıl Hastanesi'nde açar. Aldığı ilaçların kalbinde hasara yol açtığına ve beş-altı günlük ömrü kaldığına Veronika ve diğer tüm akıl hastaları Dr. İgor tarafından inandırılır.
Deli olmanın özgürlüğünün keyfini süren Zedka, Mari, Eduard ve diğer akıl hastaları; ölüme sayılı zamanı kalan Veronika'nın hastaneye gelişiyle "Yaşama fırsatım varken bunu değerlendirebiliyor muyum?" sorusuyla karşı karşıya kalırlar.
Roman bana şunları sorgulattı;
- Deli kim normal insan kim? Yoksa hepimiz delinin özgürlüğüne sahip olmayı arzulayan ama toplum tarafından normal kabul edilen insan imajına uymak için isteklerimizi bastıran kişiler miyiz?
-Hayatı yaşayabilme özgürlüğümüzü kısıtlayan, sevdiğimiz insanların istediği kişi olamayarak onları hayal kırıklığına uğratma korkusu mu ya da farklı olunca toplumda tutunamama, dışlanma korkusu mu?
Okuduklarımdan benim kazandığım; her hayatın bir sonu var ve ne zaman biteceği belli olmadığı bilincine varabilirsek işte o zaman özgün bir hayat yaşarız yoksa delirebiliriz ki delilikte bir lükstür.
Kitabın akıcı ve sade bir dili var. Hayatımda her şey yolunda ama neden mutlu değilim?'' , " İstediğim hayatı yaşamama engel olan ne?" sorularının cevabını nispeten bulabilirsiniz. Benim açımdan önerilebilecek bir