Boşluk duygusu genellikle insanların,hayatlarına yahut içinde yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olmalarını hissetmelerinden kaynaklanır.
İkinci tür yalnızlık olan varoluşsal tecrit daha derindir ve kişi ile diğer insanlar arasındaki kapanmaz boşluktan kaynaklanır.Bu boşluk yalnızca her birimizin varoluşa tek başımıza atılmamız ve yalnız başına çıkmamız gerdkmesinin değil,her birimizin tamamen yalnızca bizim tarafımızdan bilinen bir dünyada yaşamamız gerçeğinin bir sonucudur.
Nietzsche'nin bir asır önce söylediği bir söz var:"Yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde yıllae önce yendiğimiz eski düşüncelerin hücumuna uğrarız"
Hayatımızı korkudan donmuş bir şekilde geçiremeyeceğimiz için ölüm korkusunu yumuşatacak önlemler üretiriz.Çocuklarımız aracılığıyla kendimizi geleceğe yansıtırı;zenginleşir,ünlü olur,hayatta her zamankinden daha fazla yer kaplarız;saplantılı,koruyucu ritüeller geliştiririz ya da nihai kurtarıcıya derinden inanarak bağlanırız.