Hatalarımızdan sürekli olarak öğreniyor ve sonraki adımlarımızı daha doğru atabiliyorsak eğer, neden hata yapmamaya çalışıyor ve sürekli olarak mükemmeliyetçi bir tavra bürünüyoruz?
Çoğu zaman bu çelişkiyi yaşarız ; hep kendimizi geliştirmek isteriz, ancak bu gelişmeyi de gül bahçelerinde sürekli hoş vakit geçirerek yapmaya çalışırız.
Kendimiz için düşündüğümüz amaçlarımız çok yüksektir, ancak bunun için elinizden geleni yapmayız ; örneğin sabah erkenden kalkamayız, yani vermeden almaya alışmaya çalışırız ; oysaki hayat sürekli alışveriş halindedir ve ancak mutluluğumuz hesabı ödeme noktası geldiğinde yerini hüzne bırakır.
Ne zaman ki sadece beni sevsinler, sürekli sevileyim düşüncesiyle insanlara karşı tavır takınıyor ve bu şekilde hareket etmeye başlıyoruz, işte o zaman egomuzu kutsamaya başlamak için de bir adım atıyoruz. Bu bekleyiş ise insanda ; hayatının normal akışı içerisinde gayet doğal olan sıkıntılar geldiğinde, başıma gelenleri kendine yakıştıramamaya ve olanlarla yüşleşememeye meydan veriyor.