• Meslek seçimi bir keşiftir.
  • Semih in (#27363375) incelemesinden sonra yazmaya kalkmak hadsizlik olur eminim ama Semih demişsin ya incelemende orada görev yapan öğretmenler de yazsa da biz de okusak diye. Öğretmen değilim ama doğuda görevim icabı uzun yıllar kaldım ve ben de yazmak istedim. Amacım herhangi bir polemik ortamı yaratmak , ayrım yapmak ya da taraf olmak değildir.
    Okumak istemeyenler ekranlarındaki ‘’X ‘’ işaretine basıp es geçebilirler.
    Mecburi hizmet, doğu tayini, şark görevi demek nedir ya insanın kendi vatanında görev yerinin zorunluğu, mecburiyete bağlı kılınması ne kadar huzur verici gelir ki insana? Sanki batı, güney esas hak edilen yaşam alanları şark ise mecburen mecburiyetten:(
    Tayin memurları hep aynı aylarda gelirler tayin yerlerine. Kimisi öğretmen olmuş ama atanamamış mecburen polis olmuş, kimisi iş güç bulamamış kısa yoldan polis olmuş . Ama gerekçe ne olursa olsun hepsinde ekmek parası çabası.
    Peki kaçınız onların sıkıntılarını bilir, düşünür, hisseder ya da yaşarsınız?
    Önceden orada görev yapmış herhangi bir arkadaşınız yoksa eksiyle başlar hayat size. Niye mi? Lojman yoktur, doğuya gönderilirsiniz ama, sınırlı sayıdadır lojman size bir türü gelmez sıra. Başlarsınız ev aramaya; batıda memursanız ev tutmak ne kadar kolay ise doğuda hele de polise çekinir ev sahibi evini vermeye.
    Tuttunuz bir ev, oranın halkına olan kira 500 ise size 1000 TL. Niye ? Çünkü terör parası adı altında maaş harici verilen ek gelir bilinir herkesçe.
    Sivil giyinip gider iş yerinde giyersiniz resmileri, sanırsınız ki kimse bilmez yaptığınız işi. Zamanla anlarsınız ki doğunun hangi ili olursa olsun fark etmez şehre giriş yaptığınız andan itibaren tanınırsınız. " ne işiniz var lan burada sizin ‘’ dercesine bakan kaç çift göz gölgenizdir her adımınızda.
    Kimi doğu illeri sıcaktır kavurur sizi, kiminde ise soğuktan kardan kıyametten göremezsiniz güneşi.
    Alışırsınız iklimine, kültürüne, yemeğine , havasına suyuna hatta halkına da ama size alışamazlar. Doğuda en çok eleştirilen meslek gurubudur polisler. Herkes, ama herkes, sizi şikayet eder, söylenir. İktidarda olan hükümetin polisi denir adınıza da diş bile bilenir hatta .
    Geleyim biraz da bana;
    21 Temmuz 1995 günlerden Cuma. İlk şark görevime ev tuttuktan sonra arkamdan gelecek kamyonun da varlığını dahil edersek bir kamyon dolusu eşya, 2 el çantası , 5 büyük bavul yanımda 3 yaşındaki oğlum ile birlikte Iğdır’a gittim.
    Havaalanı , polis evi yok o yıllarda (şimdi her ikisi de hizmette çok sevindim) . Ev bulmak ne mümkün aylarca öğretmen evinde kaldım. Öğretmenevinde görev yapan oralı çok sevdiğim halen de görüşmeye devam ettiğim bir dostumun yardımı ile ev tuttum. Komşularım kapımı haftalarca çalmadı. Ne bir selam ne bir hal hatır muhabbeti olmadı. Neden mi ? Korku vardı hem de çaresi bulunmayan korku. Terör yanlıları huzur vermezdi ki onlara benimle iyi olsaydı araları.
    Göreve zırhlı araçlar ile giderdik, beylik tabancası belimizde , uzun namlulu silah araçta dizimizin üstünde.
    Çok güzel idi Iğdır, yemyeşil küçük Adana. Kayısı ,pamuk portakal yetişirdi de ne doğası ne de imkanları geçirmezdi endişelerinizi. Beş yıl kaldım orada, hiçbir gidiş dönüş yolculuğum öğleden sonrasına kalmadan yapılsa da. Hava karardı mı çıkamazdınız, çevirim olurdu seçilirdi memurlar hele de polisler şehit etmek için yolda.
    Yine de de çok sevdim ben doğuyu öyle çok sevdim ki ikinci şark hizmeti bana zorunlu kılınmadan daha 2013 yılında gönüllü gittim Tunceli’ye.
    Aradan geçen 13 yıl çok farklı geldi bana. Eeee artık doğu tecrübesi de yaşadım ya gitmeden evi kiraladım rahat rahat yerleştim. Bu kez ikinci oğlum 12 yaşında o yanımda. Ev sahibim Tunceli merkezde ben ilçesinde çok iyi dost olduk, yatılı lisede okuyan oğlu yatakhaneden ayrılıp benim evime yerleşti oğullarımdan sonra üçüncü oğlum şimdi üniversite öğrencisi ve haklı gururum oldu.
    Komşularım ile ev ziyaretlerimiz de oldu, başka illere gezmelerimiz de. Hastalandığımda çorbamı pişireni de oldu hastanede refakat ettiklerim de.
    Polisin evi burası, işte burada oturuyor diye adresinizi ifşa edene de denk gelirisiniz, abla kızımı dağa götürecekler ne olur evinde sakla diyenine de.
    Sebzeyi meyveyi iki kat pahasına satanına da benden olsun abla diyenine de
    Zordur evet doğuda görev yapmak, zordur da doğuda doğulu da olsan yaşamak;
    Ev aramasına gidersiniz, siz çıktıktan sonra ardınızdan teröristi gider aynı eve arkasından askeri. Son gelen hep kurcalar, ilk gelenin ve ev sahibinin niyetini.
    Gündüz selam verdiğiniz esnafın akşam size taş atmasına da denk gelirsiniz, gir dükkanımda burada görmezler seni diyenin de.
    En yakın arkadaşınız şehit olur , hem ona akar gözünüzden yaşlar hem de karşı dairenizde oturan Dermane ninenin ağıdına.

    Okudum Hakkari’de Bir Mevsim’i .. Sadece tek mevsim bile ne yankılar uyandırdı. Okur musunuz bilemem .
    Doğusu batısı, kürdü, alevisi, sünnisi yok olmamalı da . Elinizde silgi ne kadar olumsuz kelime varsa doğu hakkında lügatınızdan silin .
    Önce insanız, sonrası kişilerin kendi seçimi.O zaman "insan" denince ne akla geliyorsa öyle olmakla yükümlüyüz.

    Ve ben, ölene kadar yaşamakla mükellefim ve kimse bana doğu kötü, öteki demesin, asla inanmıyorum.
    Güzel insanlara selam olsun...
    Keyifli okumalar.

    https://www.youtube.com/watch?v=0043P45RSc4
    https://www.youtube.com/watch?v=UoUTVy4wX9Y
  • İnsanın hayatında iki önemli tasarruf vardır; bunlardan biri meslek seçimi, diğeri ise eş seçimidir. Kişinin bu iki konuda en doğru kararı vermesi, mutluluğu için hayati öneme sahiptir.
  • Evlilik ve meslek seçimi gibi hayatının tamamı ile etkileyecek bir kararda duygularınla hareket etmek yanlıştır. Evlenirken veya meslek seçerken "5 yıl, 10 yıl, 20 yıl sonra nerede olurum? bana nasıl hissettirir? neler yaptırır?" sorularını sormalı, buna göre bir karara varmalısın.
  • ''- Çünkü içten gelen ses meslek seçimi konusunda her zaman en doğru kararı verdirirdi. Clarissa ona içtenlikle teşekkür etti ve bir yıl sonra ettiği bu teşekkürün boşuna olmadığını gördü. Yılmadan ve tutarlı bir gayretle - birçok karakteristik özellik gibi bunu da babasından almıştı - gününün her saatini planlıyor ve olağanüstü bir çabayla değişik alanlarda kendini yetiştiriyordu.''
    Stefan Zweig
    Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • "Çünkü içten gelen ses meslek seçimi konusunda her zaman en doğru kararı verdirirdi."
  • Anne ve babalar sadece meslek seçimi konusunda değil, pek çok konuda çocuklarını çıkmaza ittiklerinin farkında değiller. Ben, içine kapanık bir insanım. Bunun nedeni yetiştirilişimden kaynaklanıyor. Bunu aşmaya, dışa dönük bir insan olmaya çalışıyorum, çünkü içe dönük insanlar en çok kırılan, en çok acı çeken ve en mutsuz grubu oluşturuyorlar. Ben bunu kendimden ve arkadaşlarımdan biliyorum. Ama insanın kendini değiştirmesi çok zor.