"Bazen kin tutmak için tek bir bakış, bazen de bir insanın bencilce yok sayışı yetiyor. Sevgi ne kadar güçlü bir duyguysa, haksızlığa karşı duyulan o soğuk nefret de bir o kadar kuvvetli aslında. Anlamıyorum; neden bize verilen değerin azlığına isyan edip içimizde bu duyguyu beslediğimizde hemen 'kötü karakter' ilan ediliyoruz? Neden hikayelerin sonunda hakkını arayan, kırılan ve nefret eden hep kaybeden oluyor? İçindeki kırgınlığı dilediği gibi, dürüstçe yaşadığı için mi? Yoksa karşısındakiler o nefreti hak edecek kadar bencil olduklarını kabul edemediklerinden, bu saf duyguyu küçümseme kolaylığına kaçtıkları için mi?
Ben neden bana yaşatılmayan, benden esirgenen o özeni ve sevgiyi bir başkasına altın tepside yaşatayım ki? Kıskançlık değil bu... Bir insan bir başkasını kıskandığında kalbi sızlar mı, yoksa boğazına bir öküz oturur gibi düğümlenir mi bilmem ama bu his o değil. Bu, yok sayılmanın, adaletsizliğin ağırlığı. Onlar bende bu soğuk mesafeyi, bu haklı nefreti uyandırmak için ellerinden geleni yaptılar. Şimdi benden kendi elleriyle kuruttukları o bağın çiçeğini beklemesinler."