Nefret, her ne kadar bir topluluğun kendini savunması için kolayca kullanılacak bir araç olsa da sonunda bu o topluluk için pahalıya mâl olur. Savunmaya koyulduğumuz değerlerin hepsini ya da birçoğunu böylelikle kaybetmiş oluruz.
Nefret ettiğimiz kişilere haksızlık yapmak nefretimizin ateşini körüklemek anlamına gelir. Tersinden söylersek, bir düşmana asil bir davranışta bulunmamız, ona duyduğumuz nefreti köreltmek demektir.
İnsanların suçlarını yüzlerine vurarak onları utandırmakla, saygılı ve alçak gönüllü olmalarını sağlayamayız. Bunu yapmakla muhtemelen onların kibirlerini uyandırır ve onlarda pervasız bir saldırganlığı canlandırırız.
İşkence ile veya yok edilmeyle karşı karşıya kaldığında, bir kişinin kendi gücüne güvenmesi imkansızdır. Onun tek güç kaynağı kendisi olmak değil; güçlü,görkemli ve yıkılmaz bir şeyin parçası olmaktır. Burada inanç temelde bir özdeşleşme sürecidir; bu süreç sayesinde kişi kendisi olmaktan çıkarak ölümsüz bir şeyin parçası olur.
Vatanseverlik alçakların son sığınağı olduğu şeklindeki alaycı sözün daha aşağılayıcı bir anlamı daha vardır. Dini ve devrimci coşku gibi tutkulu vatanseverlik de suçluluk duygusundan kaçmak isteyenler için bir sığınak vazifesi görür çoğu zaman.