Lilith

“Gel” dedi. “İçelim yine bu gece.” O ne dese hayır çıkmazdıya ağzımdan yine de biraz düşünür gibi yapıp tamam dedim. Soğuktu gece, belki elini tutabilmek için sığındığım bahaneydi kendimce. Şaşırtmadı yine beni. Birçok şeyin aksine. Her seferinde farklı bir yer bulmakta ustaydı. Daha önce görmediğimiz yerlerde yudumlardık biralarımızı her gece. Aşikar olmadığımız şarkılar eşliğinde sohbet ederdik. Ondan önce yakardım sigaramı. Elinde çakmakla konuşmaya başladı mı susmak bilmez bir türlü de bırakmazdı elinden çakmağı. Sormayın neden tek çakmak diye. Belki de bizi birbirimize bağlayan en büyük şey idi O çakmak aşkımızdan ziyade. Şıklığı büyülüyordu o gece benim aksime. Bazen bir sokak serserisinden farkı olmaz. Bazen ise yeleği ve cep saatiyle hayran bırakırdı görenleri kendine. Alkolün kanında ki varlığı gülüşünün boyutundan belli olurdu. Biri bitmeden diğerini söylerdik. “Nasıl bu kadar çok içiyorsunuz” diye soranlara soru işaretlerini koymadan o aptal cümlelerinin sonuna “Siz nasıl bu hayatı ayık kafayla çekiyorsunuz?” diye sorup bir tane daha söylerdik. Fazla kaçırdıysak eğer o suspus olur beni izlerdi hareketsiz. Sanki bir daha görmeyecekmiş gibi, o son geceymiş gibi. Ben ise onun varlığıyla neşe dağıtırdım etrafa her zamankinden daha fazla. Evet bir zamanlar bizdik. Peki şimdi ne mi oldu? Ben onun asla bilmediği bir yerde ayık yaşamaya çalışırken o hatıralarla sarhoş yine.